Üç yıl önce 6 Şubat’ta yaşanan ve 11 ili derinden sarsan büyük depremlerin ardından, Türkiye yaralarını sarmak için muazzam bir çaba gösterdi. Milyarlarca dolarlık yatırımla yeniden inşa edilen şehirler, kurulan modern konutlar ve canlandırılan kırsal yaşam, felaketin izlerini silerken, geleceğe dair umutları yeşertiyor.
Türkiye, üç yıl önce takvimler 6 Şubat 2023’ü gösterdiğinde, sabahın ilk ışıklarına yakın saat 04.17’de Pazarcık merkezli 7,7 büyüklüğündeki depremle sarsıldı. Aynı gün öğle saatlerinde Elbistan merkezli 7,6’lık ikinci büyük sarsıntı ise acıyı katmerledi. Bu iki yıkıcı deprem, 11 ilimizi ve yaklaşık 14 milyon vatandaşımızı doğrudan etkileyerek, 120 bin kilometrekarelik geniş bir alanda derin izler bıraktı.
Asrın felaketinin ardından ilan edilen 7 günlük milli yas ve OHAL süreciyle birlikte, devletin tüm imkanları tek vücut halinde seferber edildi. Dördüncü seviye uluslararası alarm çağrısı üzerine, 93 ülkeden gelen arama kurtarma ekipleri, zamanla yarışan umut operasyonlarına katıldı. Ancak ne yazık ki, bu büyük afet 53 bin 537 canımızı aramızdan alırken, 107 bin 213 vatandaşımız da yaralı olarak kurtarıldı. Bu rakamlar, kalplerimizde hiç dinmeyecek bir yaranın acı tablosunu oluşturdu.
Depremin şoku atlatılır atlatılmaz, Türkiye’nin dört bir yanından gelen yardımlar ve uluslararası destekle, bölgenin yeniden ayağa kalkması için devasa bir seferberlik başladı. Dünya tarihinde eşine az rastlanır bir hızla, felaketin 15. gününde ilk temeller atıldı ve ‘ihya’ denilen yeniden inşa süreci soluksuz bir tempoyla devam etti.
Bugüne dek, deprem bölgesindeki altyapı, sosyal donatı alanları ve modern konut projeleri için harcanan toplam tutar 75 milyar doları aştı. Bu rakam, sadece binaları değil, aynı zamanda umutları ve geleceği inşa etme kararlılığının bir göstergesi. 11 ilde, tam 174 ayrı alanda kurulan 3 bin 481 şantiyede, binlerce mühendis, işçi ve uzmanın gece gündüz demeden süren mesaisiyle bölge, yeniden Anadolu’nun parlayan yıldızı olma yolunda ilerliyor.
İnşaat faaliyetlerinde ulaşılan teknik kapasite, konut üretim hızını akıl almaz seviyelere taşıdı. Öyle ki, bölgede saatte 23, günde ise ortalama 550 konut üretilerek afetzedelerin yaşamına yeni bir nefes sunuluyor. Bu konutlar, sadece birer barınma alanı olmanın ötesinde; yeşil parkları, kültürel alanları, şehir meydanları ve sosyal donatılarıyla bütüncül, modern yaşam alanları olarak tasarlandı. Bu büyük ilerlemenin sembolü olarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı özel bir törenle, 455 bininci konutun anahtarı hak sahibine teslim edildi.
Yeniden inşa süreci sadece modern yapıları kapsamakla kalmadı, aynı zamanda bölgenin kültürel ve tarihi mirasına da özenle yaklaşıldı. Depremden etkilenen 73 vakıf eserinin restorasyonu tamamlanarak, bu paha biçilmez değerler gelecek nesillere aktarılmak üzere güvence altına alındı.
Bölgenin ekonomik ve sosyal dokusunu korumak ve canlandırmak amacıyla yürütülen projeler, şehir merkezleriyle sınırlı kalmadı. Kırsal kalkınma ve yerel ekonomiyi güçlendirme odaklı çalışmalarla, 11 ilde 43 bin yeni dükkan inşa edilerek esnafın yüzü güldürüldü.
Depremden etkilenen 4 bin 333 köyde, yöresel mimariye uygun olarak inşa edilen 63 bin köy evi tamamlanarak sahiplerine teslim edildi. Bu adımlar, kırsal nüfusun kendi topraklarında kalmaya devam etmesini ve köylerin yeniden hayat bulmasını sağladı. Ayrıca, Türkiye’nin çevre uzunluğuna neredeyse eş değer olan tam 11 bin kilometrelik devasa bir altyapı projesi hayata geçirildi. Bu altyapı hamlesi, deprem bölgesindeki hayatın normale dönmesinde ve yeni yaşamın filizlenmesinde kritik bir rol oynuyor.
Geride kalan üç yıl, 6 Şubat depremlerinin derin izlerini taşısa da, Türkiye’nin bu büyük felaket karşısında gösterdiği direnç ve yeniden inşa iradesi takdire şayan. Yaralar sarılırken, atılan her adım, geleceğe daha güvenli ve dirençli şehirler bırakma vizyonunun bir parçası. Bölge, modern yapıları, canlanan ekonomisi ve yeniden filizlenen yaşamıyla, eskisinden daha güçlü bir şekilde ayağa kalkmaya devam ediyor.