Danıştay, yargı mensuplarının davranışlarını ve etik değerlere uygunluğunu mercek altına alacak yepyeni bir “Etik Kurulu” oluşturarak önemli bir adım attı. Bu yenilik, Resmi Gazete’de yayımlanan içtüzük değişikliğiyle resmiyet kazandı.
Yargının önemli sacayaklarından biri olan Danıştay, kendi bünyesinde adeta bir vicdan pusulası görevi görecek yepyeni bir yapıya imza attı. “Danıştay İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük”, geçtiğimiz günlerde Resmi Gazete’nin sayfalarında yerini alarak, yargı etiğine dair önemli bir dönüm noktasının kapısını araladı.
Peki, bu taptaze oluşum tam olarak ne anlama geliyor? Artık Danıştay bünyesindeki daire başkanları, üyeler, savcılar ve tetkik hâkimlerinin hem mevcut davranış kalıpları, hem de gelecekteki olası tutumları, etik değerlere ne denli uygun düşüyor; işte bu hassas soruların yanıtları için Danıştay Etik Kurulu sahneye çıktı. Kurulun en temel görevi, bağlayıcı olmasa da, bu konularda tavsiye niteliğinde kararlar alarak bir nevi yol gösterici rol üstlenmek.
Bu özel kurulun yapısı da oldukça dikkat çekici. Toplam yedi asil üyeden meydana gelecek olan kurulda, beş koltuk daire başkanları veya üyelere ayrılırken, birer koltuk da savcı ve tetkik hâkimine emanet edilecek. Olası durumlara karşı, aynı sayıda yedi yedek üye de hazırda bekleyecek. Bu kıymetli üyeler, ikişer yıllık bir süre boyunca bu önemli ve kritik görevi omuzlayacaklar.
Peki, bu kilit görevlere kimler layık görülecek? Etik Kurulu üyeleri, Danıştay’ın tüm üyelerinin bir araya geldiği Danıştay Genel Kurulu tarafından titiz bir süreçle belirlenecek. Kurulun dümenini ise, Danıştay’ın en deneyimli ve en kıdemli daire başkanı üstlenecek. Bu da, alınacak kararların tecrübe ve bilgelikle şekilleneceğinin güçlü bir işareti.