Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı’nda emeklilere müjdeler, gençlere yeni fırsatlar ve Suriye’deki son gelişmelere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasında birlik ve kardeşlik vurgusu yaparak, Türkiye’nin kararlı duruşunu yineledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmayla siyaset ve ülke gündemine damga vurdu. Ankara’da yankılanan coşkulu sesler eşliğinde, emeklilerden gençlere, iç siyasetten Suriye’deki kritik gelişmelere kadar pek çok konuda önemli mesajlar verdi. Salonu dolduranlara ve ekran başındaki milyonlara seslenen Erdoğan, milletin umutlarını yeşertecek, dayanışmayı pekiştirecek sözlerle Türkiye’nin rotasını çizdi.
Toplantının en çok dikkat çeken başlıklarından biri, emeklilerin yaşam standartlarını yükseltmeye yönelik atılan adımlardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, en düşük emekli aylığını 20 bin liraya çıkaran kanun teklifinin Genel Kurul’da görüşülmeye başlandığını müjdeledi. Bu artışla birlikte, geçen ay 16 bin 881 lira olan en düşük emekli aylığına 3 bin 319 liralık bir ekleme yapılmış olacak.
Erdoğan, bu rakamın geçmişle kıyaslandığında ne denli büyük bir fark yarattığını vurguladı: “Göreve geldiğimizde bu rakam sadece 66 liraydı, yani yalnızca 40 dolara tekabül ediyordu. Yeni düzenlemeyle en düşük emekli aylığı 480 dolara ulaşmış olacak.” Ayrıca, 2002’de asgari ücretin üçte biri kadar olan en düşük emekli aylığının, bugün asgari ücretin yüzde 70’ini aşmasının altını çizdi. Emekli sayısının 6,5 milyondan 17 milyona çıkmasına rağmen bu kazanımların elde edildiğini belirtti.
Elbette tüm sorunların çözüldüğü iddiasında olmadıklarını, özellikle kira ve hayat pahalılığı gibi konulardaki sıkıntıların farkında olduklarını dile getiren Erdoğan, 500 bin sosyal konut hamlesi gibi projelerle çözüm arayışında olduklarını ifade etti. “Emeklilerimiz bizim başımızın tacıdır, her türlü hizmete layıktır” diyerek, bütçe imkanları genişledikçe ve enflasyon düştükçe emeklilerin alım gücünün artırılmaya devam edeceğinin sözünü verdi.
Cumhurbaşkanı, gençlere yönelik iki önemli müjdeyi de paylaştı. İlki, üniversite öğrencilerine ödenen burs ve kredi oranlarında yapılan kayda değer artışlardı. 2002’deki 45 liralık burs/kredi miktarının, 2026 yılı itibarıyla lisans öğrencileri için 4 bin liraya, yüksek lisans için 8 bin liraya ve doktora için 12 bin liraya yükseltildiğini açıkladı. Bu artışlar, geçen yıla göre yüzde 33’lük bir iyileşmeye işaret ediyor.
İkinci müjde ise, gençliğin istihdamını hedefleyen “Gençliğin Üretim Çağı” (GÜÇ) programıydı. Önümüzdeki üç yılda 3 milyondan fazla genci iş hayatına kazandıracak olan bu programa, tam 445 milyar liralık devasa bir kaynak tahsis edileceği duyuruldu. Bu programla öğrencilere erken yaşta nitelikli iş deneyimi kazandırılacak, meslek liseliler daha mezun olmadan iş hayatına yönlendirilecek ve yeni mezunların ilk iş tecrübesi riski minimize edilecek.
Erdoğan, gençlere yaklaşımlarındaki farkı ortaya koyarak ana muhalefeti eleştirdi: “Biz gençlerin yanında olur, onlara destek oluruz. Ana muhalefet ise gençleri istismar eder, eylemlerde paravan olarak kullanır, işleri bitince de bir peçete gibi buruşturup bir tarafa atar.” Geçmişteki 27 Mayıs, 1970’ler, 28 Şubat ve Gezi olayları gibi süreçlerde gençlerin nasıl kullanıldığına dikkat çekti ve bu tür girişimlere asla izin verilmeyeceğinin altını çizdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dış politikadaki sıcak gündem maddelerinden Suriye’deki gelişmelere de geniş yer ayırdı. Suriye’nin kuzeyindeki SDG adlı yapıyla yapılan ve akamete uğrayan 10 Mart mutabakatına değinerek, bu yapının uzlaşmaz tutumunu eleştirdi. Akabinde Suriye Ordusu’nun Halep ve Fırat’ın doğusundaki illegal silahlı unsurlara karşı düzenlediği operasyonları “son derece haklı ve meşru” olarak niteledi ve Suriye Hükümeti ile Ordusu’nu tebrik etti.
Türkiye’nin başından beri toprak bütünlüğü korunmuş, tek ve bağımsız bir Suriye devletini savunduğunu yineleyen Erdoğan, “Türkiye’nin güney sınırlarında ülkemizin güvenliğine tehdit oluşturacak ayrılıkçı bir yapıya rıza göstermeyeceğiz” dedi. Dün varılan ateşkes antlaşmasından duyulan memnuniyeti dile getirerek, meselenin kalıcı biçimde çözülmesini, terör örgütünün silah bırakmasını temenni etti.
Nusaybin-Kamışlı sınırında şanlı bayrağımıza yapılan saldırıya da sert tepki gösteren Erdoğan, “Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız” diyerek kararlılık mesajı verdi. Milli Savunma ve Adalet bakanlıklarının gerekli tahkikatları başlattığını ve ihmali olanların hesap vereceğini bildirdi.
Cumhurbaşkanı, konuşmasının en önemli bölümlerinden birini Suriye’deki Kürt kardeşlerimize ayırdı. Suriye’deki Kürtlerin “öz be öz kardeşlerimiz” olduğunu vurgulayarak, geçmişte zalim rejim altında yaşadıkları baskıları ve terör örgütünün onları nasıl kullandığını anlattı. AK Parti’nin, bu baskılar karşısında Kürt kardeşlerinin haklarını her platformda savunduğunu belirtti.
Yeni Suriye Hükümeti’nin Kürtlere kucak açtığını, dil ve kültürlerini yaşatma haklarını tanıyan kararnameler yayınladığını hatırlatan Erdoğan, terör örgütünün ise Kürtlerin refahı yerine kanı ve çatışmayı tercih ettiğini vurguladı. Türkiye’deki Kürt vatandaşlara yönelik de önemli bir çağrı yaparak, “Terör örgütü ayrıdır, benim Kürt kardeşlerim ayrıdır” dedi. Provokasyonlara kapılmamaları, sağduyuyu elden bırakmamaları gerektiğini ifade etti.
“Terörsüz Türkiye” projesiyle kardeşliği ve huzuru pekiştirme gayretinde olduklarını belirten Erdoğan, Suriye’nin istikrara kavuşmasıyla bu kardeşliğin daha da güçleneceğini dile getirdi. Geleceğin Türkler, Türkmenler, Kürtler, Araplar ve diğer tüm kardeşler için “kardan daha aydınlık” olacağının altını çizdi.
Konuşmasının finalinde güçlü bir birlik ve beraberlik mesajı veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin ferasetine güvendiğini ifade etti. “Hiç kimse endişeye kapılmasın, hiçbir kardeşim karamsar olmasın” diyerek, Türkiye Cumhuriyeti’nin dimdik ayakta olduğunu ve kimsenin başka bir hami aramasına gerek olmadığını vurguladı.
AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın gücüyle Kürt kardeşlerine haksızlık yapılmasına asla izin vermeyeceklerini, Halepçe’den Ayn el-Arap’a kadar her zaman yanlarında olduklarını belirtti. “Esas olan bölünme değil, birleşmedir; dağılma değil, muhabbetle kucaklaşmadır” sözleriyle İslam kardeşliğinin ve ortak değerlerin önemini vurguladı.
Mevlana’nın farklı dillerde de olsa aynı gönül dilini konuşanların birliğini anlatan hikayesine atıfta bulunarak, “Kardeşliğin dilini bozan terör dilini aramızdan çekip çıkaracağız” dedi. Siyasetçileri ve basın mensuplarını sorumlu davranmaya davet eden Erdoğan, özellikle sosyal medyadaki nefret iklimine karşı dikkatli olunması gerektiğini belirtti. “Küresel ve bölgesel gelişmeler bağlamında çok kritik günler yaşıyoruz. En küçük bir hatanın ciddi sonuçlar doğuracağı adeta bir sırattan geçiyoruz” uyarısıyla sözlerini tamamladı, tüm milleti sağduyuya çağırdı.