USD49,14EUR55,17ALTIN6.544,21Istanbul16° Az bulutlu5:26ÖĞLE'YEKALAN SÜRE
Sağlık

Kanserle Mücadelede Elimiz Güçlü: Korunma ve Erken Teşhis Rehberi

Dünya genelinde yükselişe geçen kanser vakalarına karşı umut veren bir mücadele mümkün. Uzmanlar, sigara ve alkolden uzak durmaktan sağlıklı beslenmeye, düzenli fiziksel aktiviteden erken teşhise kadar atılacak adımların hayat kurtarıcı olduğunu vurguluyor. Peki, kanser riskini en aza indirmek için neler yapabiliriz?

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!
Kanserle Mücadelede Elimiz Güçlü: Korunma ve Erken Teşhis Rehberi

Korkutucu bir gerçekle yüzleşiyoruz: Dünya genelinde kalp ve damar hastalıklarından sonra en çok can alan düşman, kanser. Her yıl binlerce insanı aramızdan koparan bu hastalık, ne yazık ki giderek büyüyen bir tehdit haline geliyor. Uluslararası arenadaki araştırmalar, bu tablonun daha da ağırlaşacağını gösteriyor; 2050 yılına kadar 30 milyondan fazla yeni vaka ve 18 milyonu aşkın can kaybı bekleniyor.

Türkiye’de de durum pek farklı değil. Ülkemizde her beş ölümden biri kansere bağlı. Tıp bilimindeki akıl almaz ilerlemeler sayesinde tedavi yöntemleri gelişse de, uzmanlar asıl zaferin hastalığa hiç yakalanmamakta yattığını fısıldıyor. Yani, potansiyel risklere karşı kalkanımızı yükseltmek, kanserden korunmanın altın anahtarı.

Peki, bu sinsi düşmana karşı nasıl bir duruş sergileyebiliriz? Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden İç Hastalıkları, Tıbbi Onkoloji ve Tümör İmmünolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nebi Serkan Demirci, merak edilenleri aydınlığa kavuşturuyor.

Hayat Kurtaran Önlemler: Riski Azaltmanın Yolları

Kanser vakalarının yaklaşık üçte birinin önlenebilir sebeplerden kaynaklandığını belirten Prof. Dr. Demirci, ilk olarak tütün ürünlerine ve alkole savaş açmamız gerektiğini vurguluyor.

Tütün ve Alkol: Uzak Durulması Gereken Zehirler

Prof. Dr. Demirci, “Bu alışkanlıklardan sıyrılmak, başlı başına pek çok kanser türüne karşı bir zırh edinmek demek,” diyor. Sigara ve diğer tütün ürünleri sadece akciğer kanserine yol açmakla kalmıyor; aslında birçok kanserin arkasındaki sinsi nedenlerden biri.

Alkol tüketimi de kanser riskini artıran önemli faktörlerden. Dünya Sağlık Örgütü verilerini hatırlatan Prof. Dr. Demirci, aşırı alkol kullanımının meme, karaciğer ve sindirim sistemi kanserleri başta olmak üzere pek çok hastalığa davetiye çıkardığının altını çiziyor.

Sağlıklı Yaşam Biçimi: Obeziteye ve Hareketsizliğe Son!

Obezite ve durağan bir yaşam tarzının kanser riskini ciddi biçimde yükselttiğine dikkat çeken Prof. Dr. Demirci, şunları ekliyor:

“Bu nedenle sağlıklı beslenmek, vücudumuzu iyi beslemek şart. Fiziksel aktivite de hayatımızın ayrılmaz bir parçası olmalı. Ama evde sağa sola dolaşmaktan bahsetmiyorum. Haftada en az üç gün, 20 ila 40 dakika arası tempolu yürüyüş veya hareket şart.”

İşlenmiş Gıdalar ve Güneş: Gizli Tehlikeler

Soframızdaki işlenmiş gıdaların da kanser riskini tetiklediğini söyleyen Prof. Dr. Demirci, önemli bir uyarıda bulunuyor:

“Sucuk, salam, sosis gibi işlenmiş et ürünleri, Dünya Sağlık Örgütü tarafından birinci derece kanserojenler listesinde. Özellikle yemek borusu, mide kanseri başta olmak üzere tüm sindirim sisteminde kanser riskini kayda değer ölçüde artırıyorlar.”

Yaz aylarında cildimize dost gibi görünen güneş ışınları da risk taşıyor. Prof. Dr. Demirci, güneşin en tepede olduğu saatlerde uzun süreli ve kontrolsüz maruziyetten kaçınmanın önemini vurguluyor. Cilt kanseri riski bu konuda göz ardı edilmemeli.

Erken Teşhis: Hayat Kurtaran Adım

Günlük hayatta alacağımız önlemler kadar, düzenli sağlık kontrollerinin de hastalıkla mücadelede kilit rol oynadığını belirten Prof. Dr. Demirci, özellikle risk grubundaki bireylerin tarama programlarını ihmal etmemesi gerektiğini söylüyor. Türkiye’deki Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) bu konuda büyük bir kolaylık sunuyor.

Prof. Dr. Demirci, “KETEM’ler neredeyse her ilçede mevcut. Buralara başvurarak kanseri çok daha erken evrede yakalayabiliyoruz. ‘Erken teşhis hayat kurtarır’ sözü boş bir slogan değil; hastalarımızın hayatta kalma şansı, hastalığın yakalandığı evre ile doğrudan ilişkili,” diye ekliyor.

Kimler, Ne Sıklıkla Taranmalı?

Peki, kimlerin, hangi kanserler için ne sıklıkla kontrolden geçmesi gerekiyor? Prof. Dr. Demirci’nin bu soruya verdiği yanıt, herkes için ciddi bir eylem çağrısı:

  • Kadınlar: 40 yaş üzerinde yılda veya iki yılda bir mamografi yaptırmalı. Mamografi, tıp dünyasında kansere bağlı ölümleri azaltmada en etkin tarama testi olarak kabul ediliyor. Ayrıca rahim ağzı kanseri için kadın doğum uzmanı kontrolü şart.
  • Genel Popülasyon: Kalın bağırsak kanseri için 50 yaşından sonra 10 yılda bir kolonoskopi veya 5 yılda bir sigmoid kolonoskopi öneriliyor. Düzenli dışkıda gizli kan testi de bu yaş grubunda önemli.

Tedavide Umut Veren Gelişmeler

Kanser tedavisinde son yıllarda kaydedilen başarılar umut verici. Prof. Dr. Demirci, özellikle erken evrelerde başarı oranlarının oldukça yükseldiğini belirtiyor. “2010’da ileri evre akciğer kanserinde beşinci yılın sonunda hastaların sadece %4’ü hayattayken, güncel immünoterapilerle belli bir hasta grubunda bu oran %30-35’lere fırlamış durumda. Yani üç hastadan biri, beş yıldan uzun süre yaşayabiliyor,” diyor.

Bitkisel Ürünlere Dikkat: Tedaviyi Sekteye Uğratabilir

Kanserle mücadele zorlu bir maraton. Bu süreçte bazı hastalar iyi niyetle bitkisel ürünlere yöneliyor. Ancak Prof. Dr. Demirci, bunun zannedildiğinin aksine tedavi sürecine zarar verebileceği konusunda uyarıyor:

“Kanser tanısı alan pek çok hastamız, iyi niyetli yaklaşımlarla bitkisel ürünlere yöneliyor. Fakat unutmamalıyız ki doğal olan her şey insan sağlığına faydalı değildir. Suyun bile fazlası zehirleyebilir! Dolayısıyla bir ürünün doğal olması, onun faydalı olduğu anlamına gelmez.”

Prof. Dr. Demirci, bitkisel ürünlerin kanseri tedavi ettiğine dair sağlam bilimsel kanıtlar olmadığını vurguluyor. Bazı ürünlerin sadece tedaviye bağlı yan etkileri hafifletebileceğini ancak asıl riskin doktora danışılmadan kullanımlarında ortaya çıktığını belirtiyor. “Eğer hastalarımızın yaşam kalitesini artıracaksa, güvenli ve bilimsel temelli her ürüne kapımız açık,” diye ekliyor.

Kontrolsüz bitkisel ürün kullanımının ciddi yan etkilere yol açabildiğini ve hatta ana tedavi sürecini olumsuz etkileyebileceğini dile getiren Prof. Dr. Demirci, şu çarpıcı gerçeğe dikkat çekiyor:

“Normalde kullanmamız gereken ilaçların etkinliğini düşürebiliyorlar. Bazı bitkisel ürünler bağışıklık sistemini baskılayabiliyor. Halbuki biz güncel immünoterapilerle bağışıklık sistemini güçlendirerek kanser hücreleriyle savaşıyoruz. Eğer siz bir yandan bitkisel ürünlerle savunma sisteminizi zayıflatırsanız, bu güçlü ilaçların etkisi maalesef azalır.”

Benzer Haberler

Tümü
Bakan Memişoğlu’ndan Tıp Fakültesi Derece Öğrencilerine Vefa ve İdealizm Çağrısı
Bakan Memişoğlu’ndan Tıp Fakültesi Derece Öğrencilerine Vefa ve İdealizm Çağrısı
Bakan Memişoğlu Tekirdağda Yeni Devlet Hastanesinin Açılışını Yaptı
Bakan Memişoğlu Tekirdağda Yeni Devlet Hastanesinin Açılışını Yaptı
Sağlık Bakanı Memişoğlu BM’de Gazze Sağlık Krizini ve Pandemi Hazırlığını Gündeme Getirdi
Sağlık Bakanı Memişoğlu BM’de Gazze Sağlık Krizini ve Pandemi Hazırlığını Gündeme Getirdi
Sağlık Bakanı Memişoğlu Rize Şehir Hastanesi İçin Tarih Verdi
Sağlık Bakanı Memişoğlu Rize Şehir Hastanesi İçin Tarih Verdi
Bakan Memişoğlu Samsun Şehir Hastanesi Açılışında Sağlık Vizyonunu Anlattı
Bakan Memişoğlu Samsun Şehir Hastanesi Açılışında Sağlık Vizyonunu Anlattı
Sağlık Bakanı Memişoğlu Burdur Sağlık Yatırımlarını Açıkladı
Sağlık Bakanı Memişoğlu Burdur Sağlık Yatırımlarını Açıkladı
Modanın Ritmi Modadetay.com
Moda Detay

Modadetay.net, Eğitimden Teknolojiye kadar pek çok kategoride güncel ve ilgi çekici içerikler sunan kapsamlı bir bilgi platformudur.

2025 Modadetay.net © Tüm hakları saklıdır. Seobaz Haber Teması