Erzurum, Atatürk Üniversitesi öncülüğünde, stratejik ilaçların etken maddelerini yerli ve milli imkanlarla üretmek için kolları sıvadı. 88 bilim insanının görev aldığı bu dev projede, Türkiye’nin ilaç bağımsızlığına giden yolda önemli bir adım atılıyor. Sağlık Bakanlığı ve YÖK desteğiyle yürütülen bu çalışma, Evyap gibi özel sektörden de önemli katkılar alıyor.
Erzurum, Türkiye’nin sağlık alanındaki bağımsızlık yürüyüşünde yeni bir mihenk taşına ev sahipliği yapıyor. Atatürk Üniversitesi bünyesinde, Sağlık Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) desteğiyle, ilaç sektörünün can damarı olan etken maddelerin üretimi için tam yedi aydır hummalı bir çalışma sürdürülüyor. Bu kritik adım, ülkemizin dışa bağımlılığını azaltma ve stratejik ilaçlara erişimde kendi kendine yeterlilik sağlama vizyonunun en somut göstergelerinden biri.
Erzurum’daki kimya laboratuvarları adeta bir bilim üssüne dönüştü. Son teknolojiyle donatılmış bu merkezlerde, kimya, farmakoloji, organik kimya ve moleküler biyoloji gibi kritik alanlardan tam 88 değerli bilim insanı, omuz omuza vererek ter döküyor. 11 farklı araştırma grubunda yürütülen bu hassas çalışmalar, stratejik öneme sahip ilaç etken maddelerini sıfırdan, yepyeni yöntemlerle hayata geçiriyor. Üniversite, bu alanda sadece araştırmakla kalmayıp, aynı zamanda Türkiye’nin ilaç üretim merkezi olmayı hedefliyor.
Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, bu projenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “üreten sağlık” politikasının bir yansıması olduğunu vurguluyor. Rektör Hacımüftüoğlu, üniversitenin farmakoloji, organik kimya ve moleküler biyoloji gibi Türkiye’nin zirvesindeki bölümlerine dikkat çekerek şunları ifade etti:
“Üniversitemizin bu güçlü akademik yapısı, ilaç üretimi noktasında bize büyük bir misyon yüklüyor. Sağlık Bakanlığımızın özel desteğiyle, bazı kritik ham madde ürünlerini Erzurum’da üreterek ilaç şirketlerimize ulaştırma gayretindeyiz. Bu işin stratejik önemi yadsınamaz; devletimiz Erzurum’a gerekli desteği sonuna kadar veriyor. 88 bilim insanımızla, ürünleri en uygun maliyetlerle üretmenin peşindeyiz.”
Bilim insanları ilk etapta, rutin olarak kullanılan stratejik ilaçların ham maddelerini güvence altına almak için kolları sıvadı. Rektör Hacımüftüoğlu’nun aktardığına göre, her gruptan en az bir ilacın etken maddesi üretilecek:
“Ateş düşürücüler, ağrı kesiciler, lokal ve genel anestezikler, steroidler, morfin türevleri ve kalp ilaçları gibi geniş bir yelpazede, her gruptan en az bir ilacın stratejik olarak burada üretilmesi ve ihtiyaç anında tedarik edilmesi hedefleniyor. Buna yönelik kapsamlı bir planlamamız var.”
Toplamda 100 farklı ilaç ham maddesi üretme vizyonu bulunan bu projede, ilk etapta 10-11 ürün üzerinde yoğun bir çalışma yürütülüyor. Bu maddeler önce laboratuvar ortamında geliştirilecek, ardından ölçek büyütülerek tonajlı üretime geçilecek.
Bu dev projenin hayata geçirilmesinde güçlü iş birlikleri kilit rol oynuyor. Rektör Hacımüftüoğlu, tonajlı üretim için Evyap’ın yaklaşık 10 milyon Euro değerinde bina ve fabrika desteği verdiğini, bu desteğin karşılıksız olduğunu belirtti. Ayrıca Sağlık Bakanlığı da gerekli cihaz desteğini sağlamış durumda. Cumhurbaşkanlığı oluruyla başlayan bu uzun soluklu yolculukta, birçok bakanlığın da katkısı bulunuyor.
Projenin inovatif yönünü de göz ardı etmeyen Hacımüftüoğlu, ilaç ham maddesi üretimiyle ilgili yeni yöntem ve keşifler için patent başvurularının da yapıldığını ekledi. Bu, projenin sadece üretim odaklı olmadığını, aynı zamanda bilimsel bir öncülük de taşıdığını gösteriyor.
Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serdar Burmaoğlu, projenin Atatürk Üniversitesi’nde başlamasının bir tesadüf olmadığını, üniversitenin kimya ve farmakoloji bölümlerinin gücüne işaret etti. Burmaoğlu, molekülleri sentezleyerek başladıkları bu yolculukta, 11 araştırma grubu oluşturduklarını ve bu gruplarda öğretim üyeleri, araştırma görevlileri ve bursiyerlerin yer aldığını belirtti. Bursiyerlere ödemelerin de yapılması, projenin sürdürülebilirliğine katkı sağlıyor.
Prof. Dr. Burmaoğlu, projenin temel amacını net bir şekilde özetledi: “Bu işe başlarken belirlediğimiz moleküllerin yüzde 95’i mevcut hastalıkların tedavisinde kullanılan ham maddeler. Burada önemli bir ayrım var: Biz, ilacın kendisini üretmiyoruz, ham maddesini üretiyoruz. Bu, Türkiye’nin kendi ilacını üretme yolunda kritik bir bağımsızlık adımıdır.”
Erzurum’dan yükselen bu ses, Türkiye’nin sağlık sektöründe dışa bağımlılığı azaltma ve kendi öz kaynaklarıyla güçlenme arayışının somut bir nişanıdır. Atatürk Üniversitesi’nin bilimsel gücü, devletin desteği ve stratejik ortaklıklarla, geleceğin ilaçları için temel taşları şimdiden döşüyor. Bu girişim, sadece ekonomik değil, aynı zamanda ulusal güvenlik açısından da büyük bir öneme sahip.