Türkiye’nin de aralarında bulunduğu sekiz ülke, İsrail’in Gazze’deki ateşkes ihlallerine ve yarattığı şiddete karşı ortak bir duruş sergiledi. Yapılan açıklamada, barış çabalarını sekteye uğratan bu eylemlere derhal son verilmesi çağrısı yapıldı.
Türkiye, Mısır, Ürdün, Endonezya, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri… Tam sekiz ülke, Orta Doğu’da sular durulmak bilmeyen Gazze Şeridi üzerine bir araya geldi. Dışişleri bakanlıkları aracılığıyla yayımlanan ortak açıklamada, İsrail’in Gazze’deki eylemleri sert bir dille eleştirildi. Binlerce Filistinlinin yaşamını yitirmesine veya yaralanmasına neden olan tekerrür eden ateşkes ihlalleri, bu kritik bildiriyle kınama altına alındı.
Açıklamanın en dikkat çekici yönlerinden biri, bu tür eylemlerin bölgesel ve uluslararası düzeydeki barış çabalarını tehlikeye atma potansiyeline vurgu yapmasıydı. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın önerdiği planın ikinci aşaması ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararının uygulanması için tarafların birlikte çalıştığı bir dönemde, bu ihlallerin gerilimi tırmandırma ve sükûneti pekiştirme gayretlerini baltalama riski taşıdığı belirtildi. Adeta “Bu adımlar, barış umutlarını gölgeliyor” mesajı verildi.
Bakanlar, tüm tarafları azami itidal göstermeye çağırdı. Ortak metinde, tekrarlanan ihlallerin sadece bir insani kriz yaratmakla kalmayıp, aynı zamanda siyasi sürece de doğrudan bir tehdit oluşturduğunun altı çizildi. Gazze Şeridi’nde hem güvenlik hem de insani açıdan daha istikrarlı bir aşamaya geçiş için süregelen çabaların bu eylemlerle sekteye uğratıldığı vurgulandı. Trump’ın Barış Planı’nın ikinci aşamasının başarısı için bu plana tam bağlılığın olmazsa olmaz olduğu da belirtilenler arasındaydı.
Söz konusu açıklama, ateşkesin muhafaza edilmesi, mevcut süreci zedeleyecek her türlü eylemden kaçınılması ve erken toparlanma ile yeniden imar sürecine ilerlemek için elverişli koşulların oluşturulması gerektiği konusunda da taraflara net bir mesaj verdi. Uluslararası hukuk, ilgili BM Güvenlik Konseyi kararları ve Arap Barış Girişimi doğrultusunda, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme ve devlet olma hakkına dayanan adil ve kalıcı bir barışın ilerletilmesi amacıyla, tüm tarafların sorumluluklarını bu hassas dönemde eksiksiz yerine getirmesi ve itidali elden bırakmaması çağrısı yapıldı. Bu, bölgede uzun soluklu bir sükûnet için olmazsa olmaz bir adım olarak öne çıkıyor.