Suriye’nin kuzeyinde yaşanan son gelişmeler, bölgedeki dengeleri kökten değiştiriyor. Güvenlik kaynakları, terör örgütü SDG’nin kontrolündeki toprakların büyük kısmını kaybettiğini ve PKK’nın Suriye kolunun hem sahada hem de diplomasi masasında yalnız kaldığını belirtiyor. El-Hol kampının boşaltılması, sınır kapılarının el değiştirmesi ve ABD’nin tutum değişikliği, SDG’nin akıbetinin belirsizliğini gözler önüne seriyor.
Suriye’nin kuzeyinde yaşanan hızlı askeri ve diplomatik gelişmeler, bölgenin kaderini yeniden çiziyor. Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgilere göre, bir zamanlar bölgenin güçlü aktörlerinden biri olarak görülen terör örgütü SDG, kontrolündeki toprakların üçte ikisini kaybetmiş durumda. Kaynaklar bu durumu, “SDG parantezinin kapandığı” şeklinde özetlerken, PKK’nın Suriye kolunun hem sahada hem de uluslararası arenada adeta korumasız kaldığını vurguluyor.
Sahadaki gelişmeler, SDG’nin bölgedeki etkinliğini ciddi şekilde sarsıyor. Güvenlik kaynakları, örgütün kritik öneme sahip El-Hol kampından çekildiğini belirtiyor. Bununla birlikte, Haseke’yi Irak’ın Musul kentine bağlayan yegane resmi sınır kapısı olan Yarubiye’nin kontrolünün Suriye ordusuna geçtiği bilgisi paylaşıldı. Bu gelişme, SDG ile Irak’taki Kandil kadroları arasındaki lojistik ve stratejik bağın kopması açısından bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor.
Yapılan operasyonlar neticesinde Ayn el Arap ile Haseke arasındaki ana bağlantının da koptuğuna dikkat çekiliyor. PKK’nın bu durumu kullanarak “ikinci bir Ayn el Arap vakası” algısı yaratma çabaları ise sonuçsuz kaldı. Ayrıca, stratejik öneme sahip Karakozak Köprüsü’nün bulunduğu bölge ve Süleyman Şah Türbesi’nin çevresi de terör unsurlarından arındırıldı. Bu adımlar, örgütün hareket kabiliyetini ve propagandalarını ciddi ölçüde kısıtladı.
Sadece sahada değil, diplomasi masasında da önemli adımlar atılıyor. 18 Ocak’ta Suriye yönetimi ile SDG arasında 4 günlük bir ateşkesin imzalandığı aktarıldı. Bu mutabakatın detayları oldukça dikkat çekici: Suriye askerleri Kürt köylerine girmeyecek ve bu bölgelerde silahlı unsur bulundurulmayacak. Örgüt, Suriye Savunma Bakan Yardımcılığı ve Haseke Valiliği için isim önerme hakkına sahip olacak. Dahası, SDG unsurlarının Suriye savunma güçlerine tam entegrasyonu sağlanacak ve Kürtlerin hakları anayasal güvence altına alınacak.
ABD’nin SDG’ye yönelik tavrındaki değişim de gözlerden kaçmıyor. Güvenlik kaynakları, 4 Ocak’ta “Mazlum Kobani” kod adlı terörist Mazlum Abdi Şahin’in, Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani ve ABD’li yetkililerle gerçekleştirdiği toplantıya işaret ediyor. SDG’nin çözüm sürecini tam 10 aydır oyaladığı ve Mazlum Kobani’nin her kararı Kandil’e danıştığı kesinleşince, ABD nezdinde “SDG ile PKK arasında ayrım olmadığı” gerçeği tescillenmiş oldu. Bu durum, ABD’nin örgütün güvenilirliğine dair şüphelerini derinleştirdi.
SDG’nin sıklıkla başvurduğu “Biz yoksak DEAŞ geri döner” şantajı ise artık işe yaramıyor. Örgütün cezaevlerindeki 200 DEAŞ mensubunu serbest bırakarak ABD’ye baskı yapmaya çalışması, Washington’da büyük bir tepkiyle karşılandı. Hatta ABD Başkanı Trump ile Ahmed Şara arasındaki telefon görüşmesinde, Trump’ın “Bizim için önemli olan DEAŞ hapishanelerinin kontrolü, SDG umurumda değil” mesajını net bir şekilde ilettiği belirtildi. Bu gelişmeyle, en büyük cezaevi olan Sına Hapishanesi’nin yönetimi ABD’ye geçerken, El-Hol’ün kontrolü Suriye yönetimine bırakıldı.
SDG’nin iç yapısı da çözülmeyi hızlandırıyor. Toplam 63 bin kişilik gücünün yaklaşık 40 bininin Araplardan oluştuğu belirtilirken, Arap aşiretlerinin SDG zulmüne karşı başlattığı organik ayaklanma, örgütün dağılmasında kilit rol oynuyor. Örgütün petrol kaynaklarını ve finansal rezervlerini kaybetmesiyle, Kandil’in Suriye’yi artık bir “rezerv alan” olarak kullanma imkanının kalmadığı ifade ediliyor.
Güvenlik kaynakları, Suriye’deki bu çarpıcı gelişmelerin iç siyasetteki “Terörsüz Türkiye” sürecini de olumlu yönde etkileyeceğini dile getiriyor. Yeni bölgesel denklemde, DEAŞ ile mücadelede resmi muhatabın yavaş yavaş Şam yönetimi olmaya başladığı, SDG’nin ise meşruiyet zeminini tamamen yitirdiği belirtiliyor. Kaynaklar, mevcut durumu şu sözlerle özetliyor:
“Saha, beklentilerimizden daha iyi ilerliyor. SDG hikayesi artık son buluyor. Eğer örgüt makul davranırsa tam entegrasyon sağlanır; aksi halde askeri operasyonlar ilerlemeye devam eder. Bu süreçten ‘Terörsüz Türkiye’ hedefimiz güçlenerek çıkacaktır.”