Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ankara’da Libya askeri heyetini taşıyan uçağın düşüş anına dair çarpıcı detayları paylaştı. Kara kutudan çıkan ses kayıtları, kazadan önceki son anlara ışık tutarken, Bakan Uraloğlu aynı zamanda deprem bölgesindeki hummalı altyapı çalışmalarını da mercek altına aldı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, kamuoyunu derinden sarsan Libya askeri heyetini taşıyan uçağın Ankara’da düşmesine ilişkin titizlikle yürütülen incelemelerin detaylarını paylaştı. Uraloğlu’nun açıklamaları, kazaya giden kritik anlara ışık tutarak, akıllardaki soru işaretlerini giderme yolunda önemli adımlar attı.
Bakan Uraloğlu’nun aktardığına göre, düşen uçağın kokpit ekibi, kule ile kaza anından önce ve sonra da sürekli bir irtibat halindeydi. Pilotlar, uçuş sırasında karşılaşılan elektrik arızasına dair kuleye düzenli bilgi aktarımı yaptı. Bir süre sonra ise uçağın havalimanına geri dönüş talebini ilettiler. Bu talep, havacılık jargonunda acil durumun bir alt kademesi olan “PAN-PAN, PAN-PAN, PAN-PAN” çağrısıyla yapıldı.
Bu çağrının ardından, kule ekipleri uçağı Esenboğa Havalimanı’na yönlendirmek için derhal çalışmalara başladı. Ancak uçaktaki sistemlerin tamamen devre dışı kalması, manuel yönlendirme çabalarını zorlaştırdı. Dönüş rotasına girildiğinde Esenboğa Havalimanı’ndaki tüm uçuş trafiği tedbir amaçlı durdurulmuştu.
Uraloğlu, pilotun en üst düzey acil durum çağrısı olan “MAYDAY” ifadesini kullanmamış olsa da, bu durumu bildiren özel bir tuşu devreye aldığını belirtti. Kule de bu ikazı anında fark etti. Ne var ki, uçak yeterli irtifaya inip havalimanına yaklaşamadan Haymana yakınlarında kazalı bir şekilde yere çakıldı. Kaza sonrası uçağın “kara kutuları” olarak bilinen veri ve ses kayıt cihazları ağır hasar görmüştü. Bakan, “Fotoğraflarını ben de gördüm, gerçekten çok ciddi bir hasar söz konusuydu” sözleriyle durumun vehametini vurguladı.
Ağır hasarlı bu cihazları çözümleyebilecek teknolojiye dünyada sadece Rusya, İngiltere, Fransa ve ABD sahip. Libya tarafıyla yapılan istişareler sonucunda, uçağın üreticisi Fransa olduğu için cihazların İngiltere’de incelenmesine karar verildi. Bakanlığın kaza-kırım ekipleri, olay yerindeki ilk incelemeden İngiltere’deki çözümleme sürecine kadar her aşamayı dikkatle takip etti.
İngiltere’deki incelemeler sonucu ses kayıt cihazından (CVR) elde edilen veriler oldukça çarpıcıydı. Uçak, 23 Aralık’ta saat 20.17’de havalandı. Üç motorlu bu uçağın ikinci dakikasında pilotlar ikinci jeneratörün devre dışı kaldığını bildirdi. Yaklaşık 13-14 saniye sonra ise üçüncü jeneratörün de devre dışı kaldığı ifade edildi. İlk jeneratöre dair ses kayıtlarında net bir bilgi bulunmasa da, ilerleyen dakikalarda pilotlar tüm jeneratörlerin devre dışı kaldığını ve ardından sistemin tekrar devreye girdiğini aktardılar.
Uraloğlu’nun belirttiğine göre, uçak havalanmasından düşüş anına kadar toplam 37 dakika havada kaldı. Bu sürenin 27-28. dakikasına kadar uçakla sürekli iletişim halindeyken, sonrasında sağlıklı irtibat kurulamadı. Uçak irtifa kaybettikçe radarlardan silinmeye başladı ve 37. dakikanın sonunda akıl almaz bir şekilde yere indi.
Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde sürüyor. Bakan Uraloğlu, “İlk veya ikinci jeneratör arızasından sonra uçağın havalimanından çok uzaklaşmadan geri dönme talebi olsaydı, belki de bu acı tablo yaşanmazdı” şeklinde önemli bir değerlendirmede bulundu. Bu yorumlar, ses kayıt cihazından elde edilen bilgiler ışığında kazaya giden sürecin daha net anlaşılmasını sağlıyor. Nihai karar, adli kovuşturma ve bilirkişi raporları sonucunda kesinleşecek.
CVR incelemesi tamamlanmış ve tüm bilgiler eksiksiz bir şekilde alınmış durumda. Ancak veri kayıt cihazı (FDR), cihazın çok eski ve ağır hasarlı olması nedeniyle henüz çözümlenemedi. Uzmanlar, FDR’dan ek bir bilgi elde edip edemeyeceklerini belirlemek için yoğun çaba sarf ediyor. Bakan Uraloğlu, CVR kayıtlarının kazanın seyrini anlamak için yeterli bilgi sağladığını ancak FDR’dan çıkacak her türlü yeni bilginin de adli makamlarla paylaşılacağını ifade etti.
Bakan Uraloğlu, Libya uçağı kazasıyla ilgili detayları paylaşırken, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin yaralarını sarma çalışmalarına da değindi. Depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır dileklerini ileten Bakan, bölgedeki yeniden inşa ve altyapı seferberliğini anlattı.
Depremden önce bölgede yoğun kar yağışı yaşandığını hatırlatan Uraloğlu, felaketin ardından Bakanlık olarak 3 bin 200 iş makinesiyle hızla sahaya indiklerini belirtti. Bazı istisnalar dışında bölgedeki ulaşım sistemlerinin büyük ölçüde ayakta kaldığını görmek sevindiriciydi. İlk etapta acil müdahalelerle yollar ve ulaşım sistemleri tekrar işler hale getirildi, geçici bakımları yapıldı. Şimdi ise kalıcı onarımlar genel itibarıyla tamamlanmış durumda.
Depremde ciddi sorunlar yaşayan Hatay Havalimanı, bakanlığın öncelikli hedeflerinden biriydi. Pistte yapılan kapsamlı onarımlar sayesinde, ilk etapta sadece boş inişlere ve dolu kalkışlara izin verilirken, şimdi havalimanı tamamen yüklü iniş ve kalkışlara uygun hale getirildi. Yeni pist inşa çalışmaları da hızla ilerliyor ve yakın zamanda tamamlanacak.
Deprem konutlarının inşası sürerken, Bakanlık ve Karayolları Genel Müdürlüğü, gerek mevcut yerleşim yerleri gerekse yeni konut alanları için yaklaşık 293 kilometrelik yolu inşa etti. Uraloğlu, bölgeye toplamda 80 milyar liralık devasa bir yatırım yapıldığının altını çizdi. Bu yoğun çabaların meyvesi olarak, Bakan, “Şu anda günlük hayatın olağan akışında bir ulaşım problemi olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim” dedi.
Ancak yapılacak işlerin henüz bitmediğine dikkat çeken Bakan Uraloğlu, İskenderun ile Hatay arasındaki tek geçiş noktası olan Belen Geçidi’ne alternatif bir otoyol çalışmasının başlatıldığını müjdeledi. Bu proje, bölgenin ulaşım altyapısını daha da güçlendirecek stratejik bir adım olarak öne çıkıyor.