Türkiye’nin teknoloji ihracatı son yıllarda adeta çağ atladı! Özellikle hava ve uzay araçları imalatı, 4 milyar doları aşan ihracatıyla zirveye yerleşirken, orta-yüksek teknolojide motorlu kara taşıtları sektörü de yüz milyar dolarlık devasa bir hacimle dikkat çekiyor. İmalat sanayisindeki teknoloji payı yüzde 43,5’e ulaşarak, Türkiye’nin küresel arenadaki yerini sağlamlaştırıyor.
Türkiye, son yıllarda teknoloji üretimine verdiği ağırlığın karşılığını fazlasıyla alıyor. Ülkenin yüksek teknolojili ürün ihracatı, TÜİK’ten gelen güncel verilerle adeta bir roket ivmesi kazanmış durumda. Devletin bu alandaki kararlı duruşu ve politikaları, ihracat defterlerimize parlak sayfalar ekledi.
2021’de 6,4 milyar doları aşan bu ihracat kalemi, 2022’de 7,4 milyar dolara, 2023’te ise 9,1 milyar doların üzerine tırmandı. 2024’te ufak bir soluklanma yaşasa da (8,8 milyar dolar), 2025’te 9,9 milyar doları bularak yeni bir zirveye göz kırptı. Bu beş yıllık periyotta, yüksek teknolojili ürün ihracatımız yüzde 53,7 gibi kayda değer bir büyümeyle, gerçekten de destan yazdı!
Tam 9,9 milyar dolarlık yüksek teknoloji ihracat pastasının en büyük dilimi, hiç şüphesiz hava ve uzay araçları imalatına ait. Bu dinamik sektör, 2025’te tek başına 4,01 milyar dolarla, zirvedeki yerini kimseye bırakmadı. Türkiye’nin savunma sanayii ve teknoloji alanındaki atılımları, bu başarının en önemli mimarlarından.
Havacılık ve uzay araçlarını hemen ardından, dijital çağın kalbi sayılan bilgisayarların, elektronik ve optik ürünlerin imalatı geldi. Bu kategori, 3,39 milyar dolarlık bir ihracat hacmiyle teknolojiye olan bağlılığımızı gösterdi. Listede üçüncü sırada ise, sağlık alanındaki yerli üretim gücümüzü tescilleyen temel eczacılık ürünleri ve eczacılığa ait malzemelerin imalatı vardı; bu sektör de 2,5 milyar dolarlık etkileyici bir performans sergiledi.
Sadece yüksek teknolojide değil, orta-yüksek teknolojili ürünlerin ihracatında da Türkiye’nin yüzü gülüyor. Bu alanda da 2025’te yıllık bazda yüzde 10,6’lık bir sıçramayla 102 milyar doların üzerine çıkıldı.
Bu devasa pastanın en lezzetli dilimi, yılların tecrübesi ve güvencesiyle motorlu kara taşıtları imalatına aitti. Sektör, 38,9 milyar dolarlık ihracatıyla adeta bir lokomotif görevi üstlendi. Onu takiben, 19 milyar dolara yakın ihracatıyla elektrikli teçhizat imalatı ve hemen peşinden 18,5 milyar doları aşan performanslarıyla başka yerde sınıflandırılmamış makine ve teçhizat imalatı ile kimyasalların ve kimyasal ürünlerin imalatı geldi. Bu çeşitlilik, Türkiye’nin üretim gücünün ne denli geniş bir yelpazeye yayıldığını açıkça gösteriyor.
Görüldüğü üzere, Türkiye’nin orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatı 2025’te toplamda 112 milyar dolara yaklaşarak devasa bir hacme ulaştı. Bu başarı, imalat sanayisi ihracatımız içindeki teknoloji payının da istikrarlı bir şekilde artmasına olanak tanıdı.
2021’de bu oran yüzde 36,4 iken, her yıl üzerine koyarak ilerledi: 2022’de yüzde 36,9, 2023’te yüzde 40,3 ve 2024’te yüzde 41 oldu. Nihayet 2025’te ise yüzde 43,5’e ulaşarak, Türkiye’nin üretimden katma değere doğru ne denli sağlam adımlar attığını gözler önüne serdi. Gelecekte bu rakamların daha da yukarıya tırmanması, Türkiye’nin küresel ekonomideki yerini tahkim etmesi anlamına geliyor.