28 Şubat darbesinin cuntası Batı Çalışma Grubu’nun (BÇG) faaliyetleri ve yargı süreci mercek altında. Hükümeti devirme planları nasıl deşifre oldu?
28 Şubat, sivil iktidarın devrilmeye çalışıldığı, hak ve özgürlüklerin askıya alındığı, demokrasi karşıtı bir süreçti. Bu post modern darbenin arkasındaki cunta ise “Batı Çalışma Grubu” (BÇG) olarak tarihe geçti. Amaç, darbecilerin yolunu açmak; yöntem ise fişlemeydi.
Batı Çalışma Grubu, 28 Şubat sürecinde Türk Silahlı Kuvvetleri içinde kuruldu. Kuruluş amacı, o dönemin popüler söylemiyle “irticayı önlemek” olarak belirlendi.
Grubun kadrosu dikkat çekiciydi. Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir, bu yapının fikir babasıydı ve şemasında birçok üst düzey general yer alıyordu.
BÇG’nin faaliyetleri 1997 Nisan’ında yoğunlaştı. Askeri birimlere gönderilen bir belgeyle camilerin gözetim altında tutulması istendi. Başka bir belgede ise imam hatip okulları ve Kur’an kurslarına gidenlerin kimliklerinin tespit edilmesi hedeflendi.
Batı Çalışma Grubu, son toplantısını 53. hükümetin istifasından iki gün önce yaptı. Öncelikli hedef, milli iradeyi devre dışı bırakmaktı. Bu gerçek, mahkeme kararlarıyla da tescillendi. Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi, grubun hükümeti devirmek için faaliyet yürüttüğüne hükmetti.
Grubun faaliyetleri deşifre edildiğinde, partilerin, medyanın ve üniversitelerin psikolojik harekat için kullanıldığı ortaya çıktı.
Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Acer, BÇG’nin ev ev insanları fişlediğini ve yaklaşık 6 milyon kişinin hukuksuz şekilde fişlendiğini belirtti. Bu durumun suç teşkil ettiğini ve toplum üzerinde karabasan gibi çöken bir faaliyet olduğunu ifade etti. Acer, Çevik Bir ve Güven Erkaya gibi isimlerin Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nı bu gayrimeşru yapıda kullandığını da sözlerine ekledi.
28 Şubat ikliminin devam ettiği süreçte BÇG varlığını sürdürdü ve irtica ile mücadele gerekçesiyle halkın değerlerine savaş açtı, düşmanlığı körükledi ve ordu içinde fitne üretti.