Uzman Doç. Dr. Cansu Mercan Işık, otizm spektrum bozukluğunda erken tanının önemini vurgularken, ailelerin sık yaptığı hatalara dikkat çekti ve doğru yönlendirmelerle süreçlerin nasıl iyileştirilebileceğini anlattı.
Doç. Dr. Cansu Mercan Işık, otizm spektrum bozukluğunun yaşamın ilk üç yılında ortaya çıkan nörogelişimsel bir bozukluk olduğunu belirtti. Bu durumun sosyal alanda zorluklar, sınırlı ilgi alanları ve tekrarlayıcı davranışlarla karakterize edildiğini vurguladı. Belirtilerin genellikle bir yaş civarında sosyal gülümsemede eksiklik, göz teması kurmama ve isme bakmama şeklinde başladığını söyledi.
Sosyal etkileşimde zorluklar, konuşma gecikmesi, akran ilişkilerinde gelişim eksikliği ve tekrarlayan davranışların artması otizm spektrum bozukluğunun ilerleyen belirtileri arasında yer alıyor. Doç. Dr. Işık, bu belirtilerin her çocukta farklı yoğunluk ve biçimlerde görülebileceğini ifade etti.
Beynin ilk altı yaşındaki hızlı gelişimine dikkat çeken Doç. Dr. Işık, ne kadar erken müdahale edilirse o kadar hızlı ve etkili sonuç alınacağını belirtti. Ailelerin bu süreçte önemli sorumluluklar taşıdığını vurgulayan Işık, tanıyı erteleme, korku nedeniyle başvurmamak veya farklı bölümlerde zaman kaybetmek gibi hataların sıkça yapıldığını söyledi. Şüphe duyulduğu anda vakit kaybetmeden bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanına başvurulması gerektiğini belirtti.
Erken tanının otizm spektrum bozukluğunda sürecin en kritik basamaklarından biri olduğunu ifade eden Doç. Dr. Işık, bu nedenle ailelerin gecikmeden başvurmaları ve çocuk psikiyatrisi ekipleriyle iş birliği içinde hareket etmelerinin büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.
Otizm tedavisinde tek bir yöntem veya tek başına etkili bir ilaç tedavisi bulunmadığını belirten Doç. Dr. Işık, medikal tedavinin yalnızca eşlik eden bazı durumlarda destekleyici olarak kullanılabileceğini söyledi. Bu süreçte en etkili yaklaşımın bireyselleştirilmiş, yoğun ve sürekli özel eğitim programları olduğunu vurguladı.
Toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini belirten Doç. Dr. Işık, otizmli bireylerin toplumsal yaşamın içine dahil edilmesi ve birlikte yaşam kültürünün güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Toplum olarak daha kapsayıcı, anlayışlı ve destekleyici sosyal ortamlar oluşturulması gerektiğini söyledi.