Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum, asrın felaketi olarak tarihe geçen depremin ardından yaşananları ve bölgenin yeniden nasıl ayağa kaldırıldığını anlattı. Arama kurtarmadan kalıcı konutların inşasına uzanan eşsiz bir seferberliğin perde arkasını, karşılaşılan güçlükleri ve umudun nasıl yeniden yeşertildiğini dile getiren Kurum’un sözleri, o günleri bir kez daha gözler önüne seriyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum, Türkiye’yi derinden sarsan büyük depremin hemen ardından yaşananları ve on bir ilde yürütülen emsalsiz inşa seferberliğini samimi bir dille aktardı. O geceden itibaren bölgedeki her adımı bizzat takip eden Bakan Kurum, arama kurtarma çalışmalarından kalıcı konutların temellerinin atılmasına kadar uzanan çetin süreci gözler önüne serdi.
Bakan Kurum, depremin yaşandığı o karanlık gece yarısında, uykularından büyük bir kaygı ve korkuyla uyandıklarını belirtti. Yıkımın boyutlarını henüz tam kestiremeseler de, bir an bile tereddüt etmeden, afet bölgesine doğru yola çıkma kararı aldıklarını söyledi. Saatler geçtikçe felaketin büyüklüğünün daha net anlaşıldığını vurgulayan Kurum, “Bölgeden, illerden gelen haberler, bize tüm dünyanın ‘asrın afeti’ olarak nitelendireceği bu devasa yıkımın tablosunu çizdi.” ifadelerini kullandı.
Sürecin her anında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın takibini ve koşulsuz desteğini hissettiklerini dile getiren Bakan Kurum, ilk günlerde yaşanan “Bu yükün altından kalkılabilir mi?” endişesinin, güçlü koordinasyon ve sarsılmaz kararlılıkla nasıl umuda dönüştüğünü anlattı. Kurum, “En büyük desteği Sayın Cumhurbaşkanımızdan aldık. Bizi asla yalnız bırakmadı. Şükürler olsun ki o endişeler, yerini şimdi taptaze bir umuda bıraktı.” dedi.
Deprem bölgesinde bir yandan zamanla yarışan arama kurtarma operasyonları sürerken, diğer yandan kalıcı konutların projeleri için eş zamanlı olarak düğmeye basıldığını belirten Kurum, sahadaki koordinasyonun önemine dikkat çekti. “Antep’i bir harekat merkezi yaptık. Oradan on bir ilimize aralıksız bir mekik dokuduk.” şeklinde konuştu. İlk temellerin, depremin henüz on beşinci gününde atılmasının, tüm süreçlerin kusursuz bir eşgüdümle yürütülmesinin bir sonucu olduğunu ve önceki afetlerden elde edilen deneyimlerin bu büyük iş için pusula görevi gördüğünü vurguladı.
Toplamda üç bin dört yüz seksen bir şantiyenin kurulduğunu ve yüz yetmiş dört farklı alanda inşa çalışmalarının aralıksız devam ettiğini kaydeden Kurum, her ilin kendine özgü ihtiyaçlarına göre hareket edildiğini ve ülkenin dört bir yanından gelen mimar ve mühendislerin gönüllü katkılarıyla adeta bir dayanışma köprüsü kurulduğunu ifade etti. “İnsanların geleceğe dair hayaller kuramadığı yerde, bizim asıl görevimiz oradaki umudu yeniden filizlendirmekti.” sözleriyle çalışmanın insani boyutuna vurgu yaptı.
Depremin ilk günlerinde yapılan hasar tespitlerinin, yüz binlerce konutun ağır hasar gördüğünü ortaya koyduğunu hatırlatan Bakan Kurum, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı kritik bir görüşmeyi şöyle aktardı:
“Sayın Cumhurbaşkanımızla görüştüğümüzde, ‘Efendim, yaklaşık beş yüz bin konut ağır hasarlı görünüyor, nasıl bir yol izleyelim?’ diye istişare ettiğimde, bana net bir talimat verdi: ‘Murat, bu şehirleri biz kaldırırız, yoksa yerle bir olmuş bu şehirler bir daha ayağa kalkamaz. Daha önce ne yaptıysak, bu depremde de her şehrimiz için aynısını yapalım.’ dedi.”
“Seksen altı milyonun kalbi, yüreği orada, deprem bölgesiyle attı ve Cumhurbaşkanımızın ilgisi, alakası bir an bile eksilmedi, azalmadı.” diyen Kurum, süreç boyunca hiçbir haksızlığa mahal vermeden, şeffaf bir anlayışla hareket etmeye çalıştıklarının altını çizdi. Ayrıca, depremde anne ve babasını yitiren bir bebeğin dahi hak sahibi olduğunu ve devletin en küçük hak sahibine bile titizlikle sahip çıktığını belirterek, “Ailesini kaybetmiş olsa da, devletimiz o yavrumuzu asla sahipsiz bırakmadı.” ifadelerini kullandı.
Bölgedeki ihya ve inşa çalışmalarının, dünyada emmaline rastlanmayacak bir ‘diriliş mücadelesi’ olduğunu güçlü bir şekilde ifade eden Bakan Kurum, “Hep birlikte başardık. Umudun temsilcisi, geleceğin müjdecisi olduk. Şehirlerimizi el birliğiyle yeniden ayağa kaldırdık. Bu, bizim için büyük bir onur kaynağı.” sözleriyle duygularını dile getirdi.
Depremin ardından ortaya atılan eleştirilere ve çeşitli iddialara rağmen çalışmaların hız kesmeden devam ettiğini vurgulayan Kurum, şunları ekledi:
“Elbette üzüldük ama bu tür söylemlere prim vermedik. Tek motivasyonumuz, depremzede kardeşlerimizin bir an evvel sıcak yuvalarına kavuşmasıydı. Bu yaklaşım son derece mühimdi. Çünkü bu işin koordinatörü olarak, çalışma arkadaşlarıma bu motivasyonu aşılamak zorundaydım. Kendimizi, konteynerde, çadırda yaşam mücadelesi veren vatandaşlarımızın yerine koyduk. Her açıdan değerlendirdik ve işin nihayetinde, ortaya atılan yalanlara, iftiralara ve asılsız dedikodulara karşı, en güçlü cevabı yaptığımız işlerle, ortaya koyduğumuz eserlerle verdik.“