Galata Kulesi, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde, engelli kalan depremzedelerin yaşadıklarına dikkat çeken bir farkındalık çalışmasına ev sahipliği yaptı. Kuleye yansıtılan “Engellilik bir kader değil, sağlam olmayan yapıların bedelidir” mesajı, ihmallerin altını çizerek toplumsal bir uyanış çağrısı niteliğindeydi.
İstanbul’un kadim simgesi Galata Kulesi, 6 Şubat depremlerinin ilk yıldönümünde, yüreklere dokunan bir farkındalık projesine ev sahipliği yaptı. Kuleye yansıtılan o çarpıcı görüntüler ve mesaj, afet sonrası yaşamın acı gerçeklerini bir kez daha gözler önüne serdi.
Tarihi kulede beliren video, depremlerin ardından engelli kalan depremzedelerin sarsıcı görüntülerini taşıdı. Bu görsellerle birlikte ekranda belirginleşen, adeta vicdanlara kazınan bir cümle vardı: “6 Şubat’ta sadece binalar yıkılmadı, insanların bedensel bütünlüğü de enkazların altında kaldı. Engellilik bir kader değil, sağlam olmayan yapıların bedelidir.” Bu güçlü ifade, afetin yalnızca fiziksel yıkımıyla değil, insan yaşamı üzerindeki kalıcı tahribatıyla da yüzleşmemizi sağladı.
Türkiye Beyazay Derneği Genel Başkanı Lokman Ayva, bu özel çalışmanın amacını kaleme aldığı açıklamayla paylaştı. Ayva, yalnızca yitirilen canları anmanın ötesinde, hayatı geri dönülmez biçimde değişen bireyleri “görünür kılmayı” hedeflediklerini vurguladı. “Bu yansıtım, afet sonrası değil, afet öncesi alınması gereken önlemlerin, erişilebilir ve güvenli yaşam hakkının altını çizen güçlü bir çağrıdır,” sözleriyle, sadece sonuçları değil, kök nedenleri sorgulamamız gerektiğine işaret etti.
Beyazay Derneği, bu sarsıcı farkındalık eylemiyle kamuoyuna net bir çağrıda bulundu: “Depremleri değil ihmalleri konuşalım, engelliliği değil engel yaratan sistemi sorgulayalım ve bir daha hiçbir hayat, sağlam olmayan temeller yüzünden yarım kalmasın.” Bu mesaj, hem geçmişten ders çıkarmanın hem de geleceği daha güvenli temeller üzerine inşa etmenin bir manifestosu niteliğindeydi. Galata’dan yükselen bu ışık, aslında tüm Türkiye’ye yapılan bir uyanış çağrısıydı: Güvenli ve erişilebilir bir yaşam hakkı, hepimizin sorumluluğudur.