İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı ‘casusluk’ iddianamesi, Ekrem İmamoğlu ile bazı isimlerin dahil olduğu şok edici iddiaları ortaya koydu. Seçmenlerin özel mesajlarına erişildiği, yurt dışı istihbarat bağlantıları ve gizli finansal transferler gibi detaylar, dosyayı kamuoyunun gündemine taşıdı. Peki, bu iddiaların ardında neler var?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın titizlikle hazırladığı ‘casusluk’ iddianamesi, kamuoyunda infial yaratacak detayları gözler önüne serdi. İddianamede, İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu ile birlikte Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında 15 ila 20 yıl arasında hapis cezası isteniyor. Bu çarpıcı dava dosyasının merkezinde ise, seçmenlerin özel bilgilerine erişimden, küresel istihbarat bağlantılarına kadar uzanan sarsıcı iddialar bulunuyor.
Davanın kilit isimlerinden tutuklu şüpheli Hüseyin Gün’ün el konulan cep telefonundaki tam 721 not, savcılığın incelemeleriyle gün yüzüne çıktı. Bu notlardan biri, adeta bir dijital hazine sandığı gibi, çeşitli şirketlere ait internet linkleri, kullanıcı adları ve şifrelerini barındırıyordu. İddianamede yer alan tespitle, “Buradan da anlaşılacağı üzere çok sayıda kişinin kullanıcı adına ve mail adresine müdahale noktasında teknik imkanlara sahip oldukları anlaşılmıştır” ifadesi, dijital dünyanın kapılarının nasıl aralandığına dair önemli bir ipucu veriyor.
Gün’ün telefonundaki 27 Mayıs ve 4 Temmuz 2020 tarihli, “CHP” başlığı altında kaydedilmiş notlar da dikkat çekici. Bu notlar, seçimlerde hangi stratejilerin izleneceğine dair planları içerirken, aynı zamanda yapay zeka aracılığıyla yürütülen karalama kampanyalarına işaret ediyor. Savcılık, bu bilgilere açık kaynaklardan ulaşılamamasını, verilerin kişisel telefonlar ve sosyal medya müdahalesiyle elde edildiği yönünde yorumluyor. Ayrıca, İngilizce olarak kaydedilmiş notlar arasında dijital toplantılar, seçim kampanyası stratejileri ve dikkat edilmesi gereken kritik noktalar da bulunuyordu.
Şüpheli Gün’ün “Jupiter1881” kullanıcı adıyla, Wickr programı üzerinden “alexwashington” rumuzlu biriyle yaptığı şifreli yazışmalar ise gizliliğe verilen önemi gözler önüne seriyor. Yazışmalarda Gün’ün karşı tarafa “Said” diye hitap etmesi ve “Ben tüm yazışmaları siliyorum” demesi, bu iletişimin ne denli hassas olduğunun altını çiziyor. Gönderilen belgelerin içeriği ise henüz tam olarak anlaşılamadı.
İddianame, özellikle seçim analizleri ve belediyenin gizli bilgi ve belgelerine erişim konusunda şüpheli Necati Özkan ile Hüseyin Gün’ün birlikte hareket ettiğini vurguluyor. Gün ve ekibinin “ibb.gov.tr” sitesinde kapsamlı araştırmalar yaptığı belirlendi. Gün’ün telefonunda ele geçirilen e-posta adresleri ve şifreler aracılığıyla başta seçmen bilgileri ve iç yazışmalar olmak üzere çok sayıda kritik bilgiye ulaşıldığı ve bunların ortağı olan istihbarat çalışanı Aaron Barr ile paylaşıldığı öne sürülüyor.
Gün’ün ifadesinde yer alan “Şirketteki tüm analiz işlemlerini teknik ekiple birlikte Aaron yapardı” beyanı, bu iş birliğinin boyutunu gözler önüne seriyor. Bu durum, verilerin yurt dışı bağlantılı bir istihbarat analisti tarafından işlendiği iddialarını güçlendiriyor.
Davanın bir diğer dikkat çekici ismi ise Merdan Yanardağ. Hüseyin Gün’ün şoförü olarak görev yapan tanık B.Y.’nin ifadesi, Gün’ün Türkiye aleyhine konulara sevindiğini ve Yanardağ’a zarf içinde 10 bin ve 5 bin avro olmak üzere iki ayrı para teslimatı yaptığını ortaya koyuyor. B.Y.’nin “Neden zarf götürüyorum?” sorusuna Gün’ün “Destekliyoruz yavrum” şeklinde yanıt vermesi, para transferlerinin amacına dair önemli bir ipucu sunuyor.
Gün ve Yanardağ arasındaki telefon yazışmaları da iddianamede yer aldı. Gün’ün Yanardağ’a “Baskı kurun, Tuncay Özkan, Gamze Akkuş İlgezdi ve sizin daha iyi bildiğiniz diğerleri görevden alınsın” mesajı göndermesi, parti içi dinamiklere müdahale çabasını gözler önüne seriyor. Yanardağ’ın ise yanıt olarak, “İyi geceler Hüseyin Bey çok haklısınız. Ben gerekli baskıyı yapıyorum. Ne kadar etkili olacak kestiremiyorum ama bir sonucu olacaktır” demesi, iddiaların ciddiyetini artırıyor.
Bu görüşmelerde Gün’ün Yanardağ’a bazı isimlerin görevden alınması yönünde baskı kurduğu ve Yanardağ’ın Gün’ün talimatıyla parti içi ve farklı mecralarda casusluk faaliyetlerinde bulunduğu iddia ediliyor. Ayrıca, ikili arasındaki yazışmalarda CHP’ye yönelik eleştirilerin yanı sıra, Yanardağ’ın programına Kemal Kılıçdaroğlu’nu konuk ettiği bir yayına dair Gün’den soru gönderildiği de belirtiliyor. Yanardağ’ın o programdaki ifadelerinin, Kılıçdaroğlu’nun seçmen kitlesine antipati aşılayıcı söylemler içerdiği ve genel başkanlık değişimi hakkında defalarca soru yöneltildiği de iddianamede yer alan tespitler arasında.
Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı’nın (MASAK) 19 Aralık 2025 tarihli raporu (tarihe dikkat), davanın uluslararası boyutunu ortaya koyuyor. Rapora göre, şüpheli Hüseyin Gün’ün savunma sanayii başta olmak üzere birçok şirkette kurucu veya ortak olduğu, özellikle istihbarat alanında faaliyet gösteren yurt dışı kaynaklı şirketlere yoğun para transferleri gerçekleştirdiği belirlendi. Bu şirketlerden Sargun’un ortağının FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üst düzey yöneticilerinden Aytaç Ocaklı olduğu, Gün’ün de bu şirkette bir dönem yetkili müdürlük yaptığı tespit edildi.
Gün’ün sahip olduğu “Piiq” isimli şirketin ortağı ve analisti olarak gösterilen Aaron Barr’ın eski bir CIA çalışanı olduğu bilgisi ise davanın en çarpıcı detaylarından biri. Yanardağ’ın eşi Sevim Kahraman Yanardağ’ın ortağı olduğu Angelabs şirketi üzerinden Lüksemburg merkezli yapay zeka destekli istihbarat toplama firması Talkwalker’a 65 bin 546 avro transferi de iddianamede yer alıyor. Ayrıca, şüpheli Necati Özkan’a ait Öykü Reklam Hizmetleri firmasına da birçok kez para transferi yapıldığı bilgisi verildi.
Tüm bu finansal akışlar ele alındığında, özellikle Hüseyin Gün, Merdan Yanardağ ve Necati Özkan’ın, Ekrem İmamoğlu’nun bilgisi dahilinde gerçekleştirdikleri faaliyetlerde, yurt dışı kaynaklı istihbarat firmaları başta olmak üzere çok sayıda firmayla ve kendi aralarında para transferi gerçekleştirdikleri ve bu işlemlerin ‘şüpheli’ bulunduğu belirtiliyor.
Gün’e ait dijital materyallerdeki incelemeler, sivil şahısların erişemeyeceği askeri mühimmat ve silah fotoğrafları ile İsrailli siyasi veya askeri faaliyet yürüttüğü değerlendirilen kişilere ait pasaport fotoğraflarını da ortaya çıkardı. Dahası, FETÖ/PDY ve PKK/KCK ile adli işlem tesis edilmiş kişilerle GSM irtibatlarının bulunduğu tespit edildi.
Hüseyin Gün’ün el yazısı defterlerinde ise farklı ülkelerdeki darbe girişimleri ve iç karışıklıklarla ilgili notlar, görüştüğü şahıs ve kurumların günlük kayıtları yer alıyor. İngiltere lehine faaliyet gösterdiği düşünülen istihbarat elemanları ya da İngiltere’deki siyasi kişilere Türkiye geneli konularda bilgi aktarımı yaptığı da iddialar arasında. Gün’ün FETÖ’nün üst kadrolarından Mustafa Özcan ile yüz yüze görüştüğü ve ondan öneriler aldığı da belirtiliyor.
Gün’ün telefon rehberi ise adeta bir uluslararası istihbarat ağına işaret ediyor: İngiltere Savunma Bakanlığına bağlı üst düzey yetkililer, İngiliz Eski Özel Kuvvetler Komutanı, ABD Dış İstihbarat Servisi (CIA) eski istihbarat memuru, ABD Ulusal İstihbarat Konseyi eski istihbarat analisti ve MOSSAD dış ilişkilerinden sorumlu eski başkan yardımcısı gibi çok sayıda kritik ismin rehberinde kayıtlı olması, dosyanın boyutunu gözler önüne seriyor.
İddianamede, şüpheli Necati Özkan’ın “Ostin” adlı dijital ortama, “ibb.gov.tr” başta olmak üzere belediyeye ait birçok elektronik posta adresi ve şifresini aktardığı belirtiliyor. Şüpheli Gün’ün de bu bilgilerle belediyenin gizlilik içeren belge ve iç yazışmalarına eriştiği öne sürülüyor. Gün’ün ortağı ve Amerika istihbarat servisinin dijital projeler koordinatörü olduğu anlaşılan Aaron Barr’ın, bu verilerle detaylı analizler yaptığı iddia ediliyor.
En çarpıcı iddia ise şu: “İBB’ye ait mail içerikleri ve dataların istihbarat servisleri tarafından ele geçirildiği ve bu datalarla algı oluşturmak suretiyle seçimin şüpheli Ekrem İmamoğlu lehine manipüle edildiği.” Ayrıca, Aaron Barr tarafından geliştirilen ve istihbarat servislerince de kullanılan PQ isimli yazılımla seçmenlerin sosyal medya paylaşımlarına ve özel mesajlaşmalarına dahi ulaşıldığı ve bu verilerle hazırlanan raporların Gün tarafından Özkan’a teslim edildiği aktarılıyor.
Necati Özkan’ın bu kritik hususlarda Ekrem İmamoğlu’nu bilgilendirdiği ve talimatlarına göre hareket ettiği, Gün’ün etkin pişmanlık hükümleri kapsamında verdiği ifadeyle delillendirildiği belirtiliyor. Özkan’ın, 2019 yerel seçim analizlerini daha profesyonel bir zemine oturtmak amacıyla çalışmalar yaptığı ve Gün ile İmamoğlu arasında bir köprü vazifesi gördüğü de iddianamede yer alıyor.
Son olarak, Merdan Yanardağ’ın Hüseyin Gün’ün hiyerarşisinde casusluk faaliyetlerine katıldığı ve Tele 1 kanalının bu faaliyetlerin basın ayağını oluşturarak algı çalışmaları yaptığı gerekçesiyle müsaderesine karar verilmesi gerektiği de iddianamede talep ediliyor. Bu detaylar, davanın çok yönlü ve derin bir soruşturmanın ürünü olduğunu gösteriyor.