İletişim Başkanı Duran, ülkenin küresel sahnede vazgeçilmez bir aktör haline gelişini anlattı. Dezenformasyonla mücadeleden yapay zeka entegrasyonuna, güçlü iletişim stratejilerinden dünya çapındaki faaliyetlere uzanan geniş bir yelpazede Türkiye’nin yeni iletişim vizyonunu ‘Ayın Tarihi’ dergisi için değerlendirdi.
İletişim Başkanı Duran, ‘Ayın Tarihi’ dergisine verdiği özel demeçte, İletişim Başkanlığı’nın dezenformasyonla çetin mücadelesinden, kamu diplomasisi alanındaki atılımlarına, stratejik iletişim yaklaşımlarından, CİMER’in yenilikçi faaliyetlerine uzanan geniş yelpazeyi masaya yatırdı. Duran, Türkiye’nin hem bölgesel hem de küresel ölçekte nasıl vazgeçilmez bir aktöre dönüştüğünü çarpıcı detaylarla gözler önüne serdi.
Günümüzün hızla değişen iletişim ekosisteminde, artan belirsizlikler ve çok katmanlı kriz ortamında İletişim Başkanlığı’nın temel önceliğini açıklayan Duran, “Bizim için esas olan, siyaset, bürokrasi ve toplumsal hayatın, karşılıklı anlayışı pekiştiren bir iletişim zemininde buluşmasına zemin hazırlamaktır,” dedi. Bu vizyonla, farklı kurumların çalışmalarını vatandaşlar nezdinde daha anlaşılır, tutarlı ve anlamlı bir bütünlük içinde sunmayı hedeflediklerini vurguladı.
Başkanlık, kendisini farklı aktörler arasında ortak bir diyalog ve anlayış köprüsü olarak konumlandırıyor. Duran, “Bürokrasi, Meclis, yerel yönetimler ve sahadaki paydaşlar arasında tek yönlü bir bilgilendirmeden ziyade, karşılıklı bilgi akışı ve istişareye dayalı bir koordinasyon anlayışını benimsiyoruz,” ifadelerini kullandı. Bu yaklaşım, iletişim dilinde tekdüzelikten kaçınarak bölgesel, sosyolojik ve demografik farklılıkları gözeten esnek ve çok katmanlı bir mimariyi zorunlu kılıyor.
Duran, amaçlarının, tepkisel bir iletişim yerine, bağlamı doğru kuran, öncelikleri gözeten ve kamuoyunun sağlıklı biçimde takip edebileceği bir akış oluşturmak olduğunu belirtti. Türkiye’nin dış politika, güvenlik, ekonomi ve insani diplomasi alanlarındaki kabiliyetlerini, doğru kavram ve dille uluslararası arenaya taşımaya devam edeceklerinin altını çizdi.
Dezenformasyonla mücadele alanındaki faaliyetlere değinen Duran, bu konudaki sürdürülebilir başarının bireylerin davranışlarını dönüştürmekle mümkün olacağını ifade etti. “Sadece yanlış içerikleri yalanlayarak bu dönüşümü sağlayamayız. Anneler, babalar, gençler dijital mecralarda hangi tehlikelerle karşı karşıya? Sanal dolandırıcılıktan kötü alışkanlıkların yayılmasına kadar birçok risk var,” diyerek, bu mücadeleyi bir güvenlik sorunu olarak ele aldıklarını vurguladı.
İletişim Başkanlığı, bu kapsamda ‘7’den 70’e dezenformasyon farkındalığı‘ ilkesiyle hareket ediyor. Toplumun her kesimine yönelik eğitim programları düzenlenirken, dijital okuryazarlık, eleştirel düşünme ve teyit mekanizmalarına vurgu yapılıyor. Özellikle gençlerin dijital dünyanın aktif kullanıcıları olması nedeniyle üniversitelerle güçlü iş birlikleri geliştirilerek, 76 üniversitede dezenformasyonla mücadele öğrenci kulüpleri kurulmasına öncülük edildi. Bu kulüpler, gençlerin sadece tüketici değil, sorgulayan ve sorumluluk alan dijital bireyler olarak yetişmesine katkıda bulunuyor.
Kamu diplomasisi faaliyetlerinin koordinasyonundaki rolünü anlatan Duran, Başkanlığın hem kendi görev alanlarında faaliyetler yürüttüğünü hem de diğer kurumların bu alandaki çalışmalarını koordine ettiğini hatırlattı. Kamu diplomasisinin temelinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye, Türkiye’den Büyüktür” vizyonunun yattığını belirtti.
2024-2029 dönemini kapsayan Kamu Diplomasisi Strateji Belgesi ve Eylem Planı‘nı, 50’den fazla paydaş kurumla birlikte hazırladıklarını aktaran Duran, bu sürecin Kamu Diplomasisi İzleme Sistemi (KADİZ) üzerinden takip edildiğini söyledi. 2021’den bu yana 15 binin üzerinde faaliyetin kaydedildiği sistemde, yalnızca 2025 yılında 3 bin 252 kamu diplomasisi faaliyeti gerçekleştirilmiş.
İletişim Başkanlığı, 2025 yılında Avusturya’dan Güney Kore’ye kadar uzanan geniş bir coğrafyada, 20’den fazla ülkede önemli etkinliklere imza attı. 38 panel programı, 3 medya forumu, 29 sergi ve sayısız rapor, kitap ve video üretildi. Duran, “Mevcut uluslararası sistemin küresel sorunlara çözümde yetersiz kaldığı bir dönemde, Türkiye’nin adil duruşunu ve haklı tezlerini uluslararası arenada görünür kılmayı amaçlıyoruz,” dedi. Bu kapsamda ‘Daha Adil Bir Dünya Mümkün‘ panel serileri, Kıbrıs’taki ‘Egemen Eşit İki Devlet’ modeli ve Gazze’deki insani kriz gibi hassas konularda önemli etkinlikler düzenlendi.
15 Temmuz’un stratejik iletişim açısından hafıza yönetiminin kilit taşlarından biri olduğunu vurgulayan Duran, anma faaliyetlerini tek seferlik etkinlikler yerine, sürekli bir toplumsal anlatı olarak ele aldıklarını belirtti. 2020’de hayata geçirilen Proje Takip Sistemi sayesinde, 2025’te ülke genelinde rekor düzeyde 21 bin 629 proje ve etkinlik sisteme kaydedildi. Geçen yılki ‘Zaferin Adı Türkiye‘ temasıyla yurt içi ve dışında ortak bir söylem birliği oluşturuldu. Duran, “Bu sayede 15 Temmuz’un sadece bir darbe girişimi değil, millet iradesinin tarihsel bir direnişi olduğunu tüm dünyaya duyurduk,” dedi.
2026 yılına yönelik CİMER projelerine değinen Duran, sistemin vatandaş odaklı hizmet anlayışını güçlendirmek için yapay zeka entegrasyonunun merkezde yer aldığını açıkladı. “Başvuru süreçlerini daha hızlı, kolay ve kullanıcı dostu hale getirmeyi, sistemin verimliliğini artırmayı hedefliyoruz,” ifadelerini kullandı.
CİMER’in sadece bir başvuru platformu olmadığını, aynı zamanda karar alıcılara stratejik içgörü sunan bir geri bildirim mekanizması olduğunu vurgulayan Duran, “Yapay zeka destekli analitik kapasitenin, millet ile devlet arasındaki güven temelli iletişimi pekiştireceğine ve kamu hizmetlerini daha etkin kılacağına inanıyoruz,” şeklinde konuştu.
İletişim Başkanlığı’nın yayın faaliyetleriyle ilgili olarak Duran, Türkiye’nin kamu politikalarını, tarihsel birikimini ve küresel meselelere bakışını anlatan süreli ve süresiz yayınlarla geniş bir beşeri coğrafyaya ulaşmayı hedeflediklerini belirtti.
Çok dilli yayınlarla hem ulusal kamuoyunu doğru bilgilendirmek hem de Türkiye’nin tezlerini uluslararası platformlara doğrudan aktarmak amaçlanıyor. Bu kapsamda, “Gerçeğin Katli: İsrail’in Gazeteciliğe Karşı Savaşı” gibi eserlerle Gazze’deki dramı dünya gündemine taşımak ve “Aşkınan Koşan Yorulmaz” gibi yayınlarla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hizmet mücadelesini gelecek nesillere aktarmak hedefleniyor.
İletişim Başkanlığı’nın en temel önceliğinin, toplumun tüm kesimleriyle samimi bir iletişim kurmak olduğunu ifade eden Duran, üniversitelerden sivil toplum kuruluşlarına kadar geniş bir diyalog ağına sahip olduklarını belirtti.
“Samimiyet, her kapıyı açan bir anahtar gibidir,” diyen Duran, Cumhurbaşkanının liderliğinde Türkiye’nin dünya sahnesindeki yükselen konumuna dikkat çekti. “Dünyanın böylesine çalkantılı bir döneminde, ülkemizin konumunu daha da güçlendirmek için millet ve devlet olarak samimiyetle bağlarımızı pekiştirmeliyiz. Bu güçlü bağ, Türkiye’nin geleceğe emin adımlarla yürümesinin en olmazsa olmaz koşuludur,” sözleriyle konuşmasını noktaladı.