Diyetisyen Zeliha Perçin, kilo veremeyenlerin fark etmediği 5 yaygın beslenme hatasını açıkladı. Öğün atlamak, gizli şeker tüketimi ve duygusal açlık gibi etkenler süreci zorlaştırıyor.
Diyet yapmalarına rağmen kilo veremeyen bireylerin farkında olmadan yaptığı 5 yaygın beslenme hatası belirlendi. Diyetisyen Zeliha Perçin, bu hataların kilo verme sürecini sekteye uğratabileceğini ve motivasyonu olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Bu hataların başında ise öğün atlamak geliyor.
Diyetisyen Perçin, uzun süre aç kalmanın vücudu koruma moduna sokarak metabolizma hızını düşürdüğünü açıkladı. Bu durumun kan şekerinde dalgalanmalara yol açarak bir sonraki öğünde kontrolsüz yeme isteğini tetiklediğini vurguladı. Düzenli ve dengeli öğünlerin iştah kontrolü açısından kritik öneme sahip olduğunu ekledi.
Perçin, paketli gıdalar, hazır içecekler ve sosların içerdiği gizli şekerlerin fark edilmeyebileceğini söyledi. Bu ürünlerin beklenenden fazla şeker içermesi, sık acıkmaya ve aşırı kalori alımına neden oluyor. Bu nedenle etiket okuma alışkanlığının önemine dikkat çekti.
Gece geç saatlerde yemek yemenin metabolizmayı yavaşlattığına ve alınan enerjinin yakılmasını zorlaştırdığına değinen Perçin, bu saatlerde yağ depolanma eğiliminin arttığını belirtti. Akşam öğünlerinin dengeli bir şekilde planlanması gerektiğini vurguladı.
Stres, kaygı ve üzüntü gibi duygusal durumların yeme davranışını tetikleyebileceğini ifade eden Perçin, duygusal açlığın genellikle yüksek kalorili yiyeceklere yönelttiğini söyledi. Fiziksel ve duygusal açlık arasındaki ayrımın yapılması ve alternatif başa çıkma yöntemlerinin geliştirilmesi gerektiğini belirtti.
Yetersiz su tüketiminin de kilo kontrolünü zorlaştırdığını ekleyen Perçin, susuzluk hissinin sıklıkla açlıkla karıştırıldığını ve bunun gereksiz kalori alımına yol açabildiğini açıkladı. Günlük yeterli su tüketiminin hem metabolizmayı desteklediğini hem de iştah kontrolüne yardımcı olduğunu sözlerine ekledi. Bu yaygın hataların farkına varılması ve kişiye özel beslenme planlarının uygulanmasıyla kilo verme sürecinin daha sağlıklı ve sürdürülebilir hale gelebileceğini belirtti.