Türkiye ve Mısır, Cumhurbaşkanları Erdoğan ve Sisi liderliğinde gerçekleştirilen stratejik işbirliği konseyi toplantısında, ticari ilişkileri 15 milyar dolara çıkarma hedefiyle ekonomik bağlarını derinleştirme kararı aldı.
Başkent Kahire, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mısırlı mevkidaşı Abdulfettah es-Sisi liderliğindeki Türkiye-Mısır Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin ikinci tur toplantısına ev sahipliği yaptı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın da katıldığı bu zirve, iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin kapılarını araladı ve ekonomik işbirliğine dair heyecan verici hedefler belirledi.
Toplantıdan yansıyan atmosfer oldukça netti: Türkiye ve Mısır, ilişkilerini karşılıklı güven ve ortak çıkarlar temelinde daha da güçlendirmeye kararlı. Bakan Bolat’ın aktardığına göre, zirvenin en kritik maddelerinden biri, zaten kayda değer bir seviyede olan ekonomik ve ticari işbirliğini çok daha derin sulara taşımaktı. Bu durum, iki ülkenin bölgesel ve küresel sahnedeki pozisyonlarını pekiştirecek stratejik bir duruşun altını çizdi.
Peki, bu iddialı 15 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi nasıl yakalanacak? Bakan Bolat, bu sorunun yanıtını da detaylandırdı. Hedefe ulaşmak için ticari ilişkilerdeki eşgüdüm ve diyaloğun kesintisiz bir şekilde güçlendirilmesi gerekiyor. Bununla birlikte, sadece ticarette değil, üretim ve sanayi alanlarında işbirliği imkanlarının sonuna kadar geliştirilmesi ve hatta üçüncü ülkelerde ortak projelere imza atılması da öncelikler arasında. Bu, sadece kısa vadeli değil, uzun soluklu bir büyüme vizyonunu ortaya koyuyor.
Görüşmelerin sonunda, Bakan Bolat ve Mısırlı mevkidaşı Yatırım ve Dış Ticaret Bakanı Hassan El-Hatip, cumhurbaşkanlarının huzurunda “Ortak Bildiri”yi imzaladılar. Bu belge, üzerinde uzlaşılan tüm maddeleri resmiyete dökerek, atılacak adımlara sağlam bir zemin hazırladı. Bolat, bu temasların, Türkiye-Mısır ilişkilerini kurumsal ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturacağına olan inancını yineledi.
Zirvenin sadece ekonomik değil, aynı zamanda bölgesel istikrar açısından da olumlu yankılar uyandırması bekleniyor. İki kadim medeniyetin bu denli güçlü bir işbirliği rotasına girmesi, hem kendi ekonomileri hem de geniş coğrafyadaki barış ve refah için umut vadeden bir gelişme olarak değerlendiriliyor.