İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Kamu Diplomasisi Koordinasyon Kurulu toplantısında Türkiye’nin ‘Türkiye Türkiye’den büyüktür’ mottosuyla yürüttüğü stratejik iletişim çalışmalarını anlattı. Dezenformasyonla mücadeleden küresel krizlerdeki arabulucu rolüne, savunma sanayiinden dizi sektörüne uzanan geniş yelpazede Türkiye’nin kendi hikayesini dünyaya anlatma vizyonu öne çıktı. Duran, 2024-2029 Kamu Diplomasisi Strateji Belgesi ve KADİZ sistemiyle geleceğe yönelik adımların altını çizdi.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yankılanan önemli bir buluşmayla, İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Kamu Diplomasisi Koordinasyon Kurulu Toplantısı’nda Türkiye’nin iletişim vizyonunu masaya yatırdı. Duran, günümüz dünyasında iletişimin artık sadece bilgi aktarımı olmadığını, adeta bir güç enstrümanı hatta yeri geldiğinde bir ‘silah’ gibi kullanıldığı bir dönemi gözler önüne serdi.
Bu dinamik ortamda, algı yönetimi, asılsız bilgi akışı (dezenformasyon) ve yönlendirme (manipülasyon) gibi unsurların toplumsal barışı ve güveni nasıl zedeleyebileceğine dikkat çeken Duran, İletişim Başkanlığı olarak ana hedeflerinin bu bilgi kirliliğini temizlemek ve güvenilir iletişim köprüleri kurmak olduğunun altını çizdi. Özellikle dezenformasyonla mücadelenin, bu yeni yol haritasının en can alıcı noktalarından biri olduğunu belirtti.
Duran, temiz bir iletişim ekosistemi inşa etmenin, tek başına başarılabilecek bir görev olmadığını vurguladı. “Bunu ancak hep birlikte, omuz omuza çalışarak başarabiliriz” diyen Duran, bu iş birliğinin sadece Türkiye sınırları içinde kalmayacağını, bölgede ve dünyada Türkiye gibi düşünen herkesle geniş bir dayanışma ağı kurmayı hedeflediklerini ifade etti. Sporcular, sanatçılar, diplomatlar… Herkesin bu büyük hikayenin bir parçası olduğunu belirtti. Duran, konuşmasının sonunda, “Güçlü, itibarlı ve güvenilir bir Türkiye anlayışı ile ‘Türkiye, Türkiye’den büyüktür’ mottosu çerçevesinde çalışıyoruz” diyerek bu geniş vizyonun temelini bir kez daha hatırlattı.
Dünya genelinde yaşanan çalkantılara da mercek tutan Duran, İsrail’in Gazze’de yol açtığı insani fecaat ile Lübnan’dan Yemen’e, Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan Afganistan-Pakistan gerilimine uzanan geniş bir coğrafyadaki krizlere dikkat çekti. Türkiye’nin bu hassas dönemlerde yapıcı ve dengeleyici bir aktör olarak devreye girerek, birçok krizin daha da derinleşmesinin önüne geçtiğini belirtti.
Rusya ve Ukrayna arasındaki diyaloglara ev sahipliği yapılması, küresel gıda güvenliği için hayati önem taşıyan tahıl koridoru girişimi ve Etiyopya ile Somali arasındaki arabuluculuk süreci gibi somut adımlar, Türkiye’nin uluslararası arenadaki güvenilir ve etkin rolünü perçinledi. Duran, tüm bu girişimlerin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinin ve çok boyutlu diplomasi anlayışının parlak birer yansıması olduğunu vurguladı.
Uluslararası sistemde kuralların gevşediği, ‘güçlünün hukuku’ anlayışının egemen olmaya başladığı bir dönemde Duran, Türkiye’nin bu düzensizliğe karşı net bir duruş sergilediğini ifade etti. Amaçlarının sistemi yıkmak değil, daha adil ve herkesi kapsayan bir yapıya dönüştürmek olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür” ve “Daha adil bir dünya mümkün” çıkışlarının, işte tam da bu vizyonu temsil ettiğini belirten Duran, Türkiye’nin ‘orman kanunları’nı değil, küresel barışı, istikrarı ve adaleti önceleyen dengeli bir yapıyı hedeflediğini dile getirdi. Bu “altın dengenin”, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararlı liderliği sayesinde tesis edildiğinin altını çizdi.
Kamu diplomasisinin sadece devletler arası ilişkilere sıkışıp kalmadığını belirten Duran, Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayii alanındaki atılımlarının, bu alanda adeta bir lokomotif görevi gördüğünü ifade etti. Ancak güç unsurları bununla sınırlı değil. Afet ve kriz bölgelerindeki cansiperane insani yardım faaliyetlerimiz, dünya ekranlarını kasıp kavuran dizi sektörümüz, sinemamız, zengin mutfağımız (gastronomi) gibi yumuşak güç unsurlarının, Türkiye’nin küresel algısını şekillendiren önemli girdiler olduğunu vurguladı.
Duran, artık çok daha seçici, hedef odaklı kamu diplomasisi stratejileriyle, Türkiye’nin hikayesini dünyaya anlatma zamanı geldiğini ifade etti. Bu hikaye, sadece teknik bir iletişimden ibaret değil, aynı zamanda derin bir tarihsel ve kültürel birikimin evrensel bir dille aktarılması demek.
İletişim Başkanı Duran’a göre, Türkiye’nin kendi değerlerini ve birikimini dünyaya anlatması artık bir lüks değil, zorunlu bir hamle. Bu, başkalarının yazdığı senaryolarda figüran olmak yerine, kendi köklü ve sahici hikayemizi, tarihimizden, medeniyetimizden ve değerlerimizden beslenerek, evrensel bir dille kurgulamak anlamına geliyor.
Duran, Türkiye’nin uluslararası alanda pasif kalamayacağını, aksine proaktif bir tutumla kendi özgün kimliğini yansıtması gerektiğini belirtti. Her bireyin, sanatçıdan sporcuya, diplomatlardan sivil toplum kuruluşlarına kadar herkesin bu büyük hikayenin bir parçası olduğunu ve Türkiye’nin itibarını güçlendiren bu anlatıya katkı sağladığını ifade etti.
Bu kapsamda, Türkiye’nin iletişim alanındaki gelecek vizyonunu şekillendirecek 2024-2029 Türkiye Kamu Diplomasisi Strateji Belgesi hazırlandı. Bu belge, önümüzdeki beş yıl boyunca uluslararası ilişkileri güçlendirmeyi, yumuşak güç potansiyelini artırmayı ve Türkiye’nin küresel görünürlüğünü daha ileri seviyelere taşımayı hedefliyor.
Belgenin en kritik maddelerinden biri de dezenformasyon ve kara propagandayla mücadele. Duran, bu alanda etkili ve sürdürülebilir mekanizmalar geliştirmenin, Türkiye’nin kamu diplomasisi kapasitesini perçinleyecek temel unsurlardan biri olduğunu dile getirdi.
Tüm bu faaliyetleri takip etmek, planlamak ve analiz etmek içinse Kamu Diplomasisi İzleme Sistemi (KADİZ) hayata geçirildi. Duran, KADİZ sayesinde 139 farklı ülkede yürütülen faaliyetlerin dijital ortamda izlenebildiğini, böylece kamu hizmetlerinin bu alandaki verimliliğinin artırıldığını vurguladı. “Bu sayede stratejik adımlarımızı daha bilinçli atıyoruz” dedi.
Anlamlı mesajlarla dolu bu toplantıya, Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, Anadolu Ajansı ve TRT genel müdürleri gibi önemli isimlerin yanı sıra, 49 farklı kurumdan yaklaşık 130 temsilci iştirak etti. Bu geniş katılım, kamu diplomasisinin Türkiye için ne denli stratejik bir öncelik haline geldiğini bir kez daha gözler önüne serdi.