İlk Adımlar 1923 İzmir İktisat Kongresi’nde milli devlet bankası fikri öne çıktı. Bu düşünceyi destekleyen Maliye Bakanı Abdülhalik Renda’nın kanun tasarısıyla 1928’de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın kuruluşu resmileşti. Hollandalı Dr. Gerard Vissering’in raporu ve İtalyan Kont Volpi’nin önerisiyle merkez bankası fikri daha da güçlendi. Değişim ve Gelişim Banka, 1931’de faaliyete geçti ve yıllar içinde büyümeye…
1923 İzmir İktisat Kongresi’nde milli devlet bankası fikri öne çıktı. Bu düşünceyi destekleyen Maliye Bakanı Abdülhalik Renda’nın kanun tasarısıyla 1928’de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın kuruluşu resmileşti. Hollandalı Dr. Gerard Vissering’in raporu ve İtalyan Kont Volpi’nin önerisiyle merkez bankası fikri daha da güçlendi.
Banka, 1931’de faaliyete geçti ve yıllar içinde büyümeye devam etti. 1940’larda savaşın etkilerini hissederken, 1950’lerde büyüme ve kalkınma sürecinde önemli rol oynadı. Banknot matbaası kurulması ve ekonomik genişlemeye paralel olarak para politikalarında değişiklikler yaşandı.
1970’te kabul edilen 1211 sayılı TCMB Kanunu ile Banka’nın yapısı ve yetkilerinde önemli değişiklikler yapıldı. 1980’lerde ekonomide yapılan reformlar ve 1989’da döviz kurlarının serbest bırakılmasıyla Banka’nın rolü daha da belirginleşti.
2001’de yaşanan ekonomik kriz sonrasında Banka’nın yetkileri ve amaçları netleşti. Para politikalarının belirlenmesinde bağımsızlık sağlandı ve enflasyon hedeflemesi rejimi uygulandı. 2005’ten itibaren öngörülebilirlik artırıldı ve 2006’da açık enflasyon hedeflemesi rejimi başladı.
Bugün Merkez Bankası, güçlü bir teknik altyapıya, köklü bir kurum kültürüne ve nitelikli insan kaynağına sahip olarak fiyat istikrarını sağlama misyonunu sürdürüyor. Değişen ekonomik koşullara uyum sağlayarak Türkiye’nin ekonomik istikrarına katkıda bulunmaya devam ediyor.