Marmara Denizi, 30-40 yıldır görülmemiş bir torik akınına sahne oluyor. Dev balıklar ağları doldururken, balıkçılar hem ekonomik hem de çevresel anlamda bu eşsiz canlanmayı büyük bir sevinçle karşılıyor. Türk su ürünleri sektörü de genel üretim ve ihracatta rekorlara imza atıyor.
Marmara Denizi’nde uzun süredir özlemle beklenen bir dönüş yaşanıyor! İstanbul ve Tekirdağ açıklarında, adeta bir balık akını şeklinde kendini gösteren torik bolluğu, balıkçıların yüzünü güldürüyor ve denizin derinliklerindeki umutları yeşertiyor. Uzmanlar, bu çapta bir hareketliliğin son otuz-kırk yılda görülmediğinin altını çiziyor.
Palamutun bir boy büyüğü olarak bilinen ve her biri 3 kilogramın üzerinde devasa boyutlara ulaşan torikler, balıkçı ağlarını doldurarak kıyıya ulaşıyor. Denizin cömertliğini gözler önüne seren bu tablo karşısında balıkçılar, “Böyle bir bereket, böyle bir yoğunluk uzun yıllardır yaşanmadı” sözleriyle şaşkınlıklarını ve mutluluklarını dile getiriyor. Adeta tarihten fırlamışçasına, eski İstanbul fotoğraflarındaki bereketli günleri hatırlatan bu manzara, Marmara’nın yeniden canlandığının en güzel kanıtı.
Yılbaşından bu yana Marmara’da avlanan torik miktarı 500 tonu aştı. Bu muazzam hasat, balıkçılara yaklaşık 250 milyon liralık bir gelir kapısı araladı. Ekonomik anlamda sektöre taze bir soluk getiren bu bolluk, sadece balıkçı teknelerinde değil, pazar tezgâhlarında da bayram havası estiriyor.
Türkiye’nin su ürünleri sektörü genelinde de kayda değer bir yükseliş sürüyor. 2025 yılı verilerine göre, avcılık ve yetiştiricilik toplamında 1 milyon tonu aşan balık üretimiyle yeni bir rekor kırıldı. Özellikle Karadeniz’in gözbebeği hamsi avcılığı da 245 bin ton gibi çarpıcı bir seviyeye ulaşarak sektörün dinamizmini gözler önüne serdi.
Sadece iç piyasada değil, dış ticarette de Türk balıkçılığı rüzgarı arkasına almış durumda. 2025 yılında su ürünleri ihracatı, 2,2 milyar doları aşarak ülke ekonomisine önemli bir katkı sağladı. Bu rakamlar, Türkiye’nin denizlerden elde ettiği katma değerin her geçen gün arttığını gösteriyor.
Marmara Denizi’ndeki canlanma sadece toriklerle sınırlı değil. Son dönemde orkinos, uskumru ve kırlangıç gibi değerli türlerin de ağlara takılmaya başlaması, bölgedeki sucul biyoçeşitliliğin toparlanmaya başladığının en sevindirici işaretlerinden biri. Bu çeşitlilik, denizin ekolojik dengesinin yeniden kurulduğuna dair güçlü bir umut vadediyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın etkin denetim mekanizmaları ile koruma-kullanma dengesini gözeten balıkçılık politikaları, bu olumlu tablonun mimarı. Sürdürülebilir üretim planlaması ve hassas yönetim, hem deniz canlılarının geleceğini güvence altına alıyor hem de balıkçılık sektörünün ekonomik gücünü sağlamlaştırıyor. Marmara’nın bu destansı dönüşümü, doğru adımlarla doğanın nasıl kucaklandığını ve ödüllendirildiğini gösteren parlak bir örnek teşkil ediyor.