Küresel havacılık sektörü, teslimat gecikmeleri ve tedarik zinciri sorunlarıyla boğuşurken, Çinli uçak üreticisi Comac, özellikle Asya-Pasifik’te kendine sağlam bir yer edinerek Boeing ve Airbus’a meydan okuyor. Peki, bu yeni oyuncu havacılıkta dengeleri nasıl değiştirecek?
Küresel havacılık sahnesi, son dönemde teslimat gecikmeleri ve tedarik zinciri düğümleriyle boğuşurken, gözler Doğu’dan yükselen yeni bir yıldıza çevrildi: Çinli uçak üreticisi Comac. Özellikle dünyanın en hızlı büyüyen havacılık pazarı olan Asya-Pasifik‘te, Comac adeta bir devrimci edasıyla Boeing ve Airbus’ın tahtını zorluyor.
Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) Genel Direktörü Willie Walsh, Comac’ın potansiyelini açıkça dile getiriyor. Walsh’a göre, yakın gelecekte, yani önümüzdeki 10-15 yıl içinde, havacılık sektörü sohbetlerinde sadece Boeing ve Airbus değil, Comac’ın da adı sıkça anılacak. Bu, sektördeki oligopol yapının kırılmaya başladığının en net göstergesi olabilir.
Analistler, özellikle Asya-Pasifik coğrafyasında yeni bir uçak üreticisine duyulan ihtiyacın altını kalın çizgilerle çiziyor. Bölgedeki havayolu devleri, hem Boeing hem de Airbus’tan kaynaklanan uzun teslimat bekleme süreleri, motor kıtlığı ve tedarik zinciri darboğazları gibi bir dizi problemle boğuşuyor.
Yetmezmiş gibi, gümrük tarifeleri ve uluslararası ticari gerginlikler de üretim sektöründeki zorlukları katlayarak, büyüme stratejilerini adeta bir bilmeceye dönüştürüyor.
IATA’nın çarpıcı verileri, küresel taşıyıcıların yeni bir uçağa kavuşmak için eskiye nazaran çok daha uzun beklediğini gösteriyor. Bu durum, filo yaş ortalamasını yükseltirken, yakıt verimliliği düşük eski uçakların kullanımda kalması, operasyonel maliyetleri de zirveye taşıyor. Günümüzde bir havayolu şirketinin yeni bir uçak siparişi ile teslimat arasında neredeyse yedi yıllık bir bekleme süresiyle karşı karşıya kalması, Comac’ı cazip bir alternatif haline getiriyor.
Şu an itibarıyla, Çin semalarında 150’den fazla Comac jeti aktif olarak uçuş yaparken, bu uçakların kanatları artık Laos, Endonezya ve Vietnam gibi ülkelerin göklerinde de süzülüyor.
Brunei merkezli GallopAir’in devasa siparişi ve Kamboçya’nın yaklaşık 20 uçaklık alım planları, Comac’ın bölgesel gücünü pekiştiriyor. Sektör temsilcileri, havacılık piyasasındaki dar oligopol yapının kırılması adına Comac’ın gelişimini sevinçle karşılıyor.
Özellikle hükümet desteği ve düşük fiyat avantajı, Comac uçaklarını gelişmekte olan pazarlardaki düşük maliyetli havayolları için adeta biçilmiş kaftan yapıyor. Filipinler merkezli Cebu Pacific gibi firmalar, 2030’lu yıllarda Comac’ın sunduğu seçeneklerin kendileri için oldukça ilgi çekici olabileceğini şimdiden dillendiriyor.
Comac, sadece Asya-Pasifik’te genişlemekle kalmıyor, aynı zamanda Avrupa Havacılık Emniyeti Ajansı’ndan (EASA) sertifika alma hedefiyle de titizlikle çalışıyor. C919 üzerindeki test uçuşları hız kesmeden devam etse de, Avrupa sertifikasının alınmasının 2028, hatta 2031 yılına kadar uzayabileceği tahmin ediliyor.
Şirketin önünde sadece bürokratik değil, aynı zamanda teknik ve operasyonel engeller de mevcut. Çin yapımı ve Batı menşeli parçaların, uçuş kontrol sistemlerinin ve yazılımların kusursuz bir uyum içinde çalışmasını sağlamak, ciddi bir mühendislik sınavı demek.
Ayrıca, Boeing ve Airbus’ın onlarca yıldır ilmek ilmek ördüğü bakım, onarım ve pilot eğitimi altyapısını oluşturmak, Comac için aşılması gereken büyük bir eşik olarak duruyor. Bu, sadece uçak üretmekten çok daha fazlası; küresel bir ekosistem inşa etmek demek.
Comac’ın rekabet sahnesi sadece Boeing ve Airbus’tan ibaret değil. Brezilyalı Embraer de bölgesel pazarda düşük maliyetli taşıyıcılardan aldığı siparişlerle kendine sağlam bir yer ediniyor.
Diğer yandan, Boeing ve Airbus cephesinden de teslimat gecikmelerinin düzelmeye başladığına dair olumlu sinyaller geliyor; bu da devlerin bölgedeki güçlü konumlarını koruma çabasını gösteriyor.
Comac’ın sipariş rakamları üzerindeki belirsizlikler de hâlâ sıcak bir tartışma konusu. Şirket, C919 için binin üzerinde sipariş aldığını söylese de, şu ana kadar teslim edilen uçak sayısı oldukça mütevazı seviyelerde kaldı. Kısacası, Comac, altyapı ve teslimat kapasitesi gibi temel sorunları gerçekten çözmediği sürece, havacılık sektörünün gökkubbedeki devleri, bölgesel gökyüzündeki hakimiyetlerini bir süre daha sürdürecek gibi görünüyor. Ancak rüzgarın yönü değişmeye başlıyor…