Prof. Dr. Cengizhan Yiğitler, kolorektal kanserin 50 yaş altı ölümlerde ilk sıraya yükseldiğini ve gençlerde arttığını belirtti. Erken tanı kritik.
Prof. Dr. Cengizhan Yiğitler, kolorektal kanserlerin özellikle 50 yaş altındaki bireylerde kanser kaynaklı ölümlerde ilk sıraya yükseldiğini ve genç yaş grubunda dikkat çekici bir artış gösterdiğini açıkladı. Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı değerlendirmede, genç hastalarda tanının geciktiğini ve hastalığın daha agresif seyrettiğini vurguladı.
Kolonun, ince bağırsağın devamı olarak karın boşluğunu çevreleyen ve rektum aracılığıyla makat bölgesine uzanan hayati bir organ olduğunu belirten Prof. Dr. Yiğitler, sindirim sürecinin son aşamasında görev aldığını söyledi. Vücudun su emilimini sağlayan ve atık maddelerin dışkı yoluyla uzaklaştırılmasında kritik rol oynayan kolon, sıvı-elektrolit dengesinin korunmasına ve bağırsak florasının düzenlenmesine de katkıda bulunur.
Kolon bölgesinde gelişen hücresel değişimlerin zamanla polip oluşumuna zemin hazırlayabileceğine dikkat çeken Yiğitler, başlangıçta iyi huylu olan bazı poliplerin tedavi edilmediği takdirde kansere dönüşebileceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli tarama programlarına katılım ve erken teşhisin hayati önem taşıdığını belirtti.
Kolon kanserinin genellikle ileri yaş hastalığı olarak bilinmesine rağmen, son yıllarda genç yaş grubunda önemli bir artış yaşandığı gözlemleniyor. Prof. Dr. Yiğitler, özellikle genç hastalarda hastalığın daha ileri evrede ve daha agresif bir seyirle ortaya çıkabildiğinin altını çizdi.
Yiğitler, genç yaş grubunda görülen vakalarda tanının çoğu zaman gecikebildiğini ve bu durumun sağkalım oranlarını olumsuz etkileyebildiğini belirtti. Uluslararası kılavuzların, kolonoskopi taramalarına başlama yaşını 45’e çektiğini hatırlattı. Genç bireylerin bağırsak alışkanlıklarındaki değişiklikleri ve olası belirtileri önemsemesi gerektiğini vurguladı.
Kolorektal kanserlerin erken dönemde tespit edilebilen ve hatta önlenebilen hastalıklar arasında yer aldığını belirten Prof. Dr. Yiğitler, düzenli taramaların kritik rol oynadığını söyledi. Kolonoskopi sırasında saptanan poliplerin çıkarılmasıyla kanser gelişiminin büyük ölçüde engellenebildiğini ifade etti.
Uygun bağırsak hazırlığı sonrası gerçekleştirilen kolonoskopi işleminde tespit edilen poliplerin aynı seansta alınabildiğini ve böylece kansere dönüşme riskinin ortadan kaldırılabildiğini aktardı. Karın ağrısı, dışkılama alışkanlıklarında değişiklik, dışkıda kan görülmesi ve açıklanamayan kilo kaybı gibi belirtilerin mutlaka dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
Uluslararası kılavuzlar doğrultusunda 45 yaşından itibaren iki yılda bir dışkıda gizli kan testi ve beş yılda bir kolonoskopi yapılmasının önerildiğini belirten Yiğitler, risk grubundaki bireylerde tarama aralıklarının kişiye özel olarak planlanması gerektiğini ekledi.