Astım, sadece nefes darlığı değil, uyku bölünmesi, yorgunluk ve atak endişesi gibi pek çok soruna yol açabilir. Uzmanlar, doğru tedavi ve takip ile hastalığın kontrol altına alınabileceğini belirtiyor.
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazan Nalcı Savaş, astımın yalnızca nefes darlığı ile sınırlı olmadığını, günlük yaşamı pek çok yönden etkileyen kronik bir hastalık olduğunu belirtti. Savaş’a göre astım, gece uykusunu bölen öksürükten merdiven çıkarken hissedilen göğüs sıkışmasına kadar farklı belirtilerle kendini gösterebilir.
Astım hastaları, soğuk hava, sigara dumanı, parfüm kokuları, toz ve hava kirliliği gibi tetikleyicilerle sıkça karşılaşır. Bu durumlar, gece öksürükle bölünen uykudan sabah yorgun uyanmaya, günlük işlerde çabuk yorulmaya, merdiven çıkarken nefes darlığı yaşamaya ve spor yapmaktan kaçınmaya yol açabilir. Hastalar sosyal ortamlarda da endişe duyabilir.
Astım hastaları, dışarıdan sağlıklı görünseler bile içten içe sürekli bir nefes kontrolü ve atak endişesi yaşayabilirler. Bu durum zamanla stres, yorgunluk ve sosyal geri çekilmeye neden olabilir. Dr. Savaş, astımın kontrol altına alınabilir bir hastalık olduğunu vurguladı. Düzenli hekim takibi ve doğru tedavi, özellikle inhaler ilaçların doğru teknikle kullanılması, tedavi başarısında kritik rol oynamaktadır.
Birçok hasta, inhaler cihazlarını doğru kullandığını düşünse de teknik hatalar nedeniyle yeterli fayda göremeyebilir. Bu nedenle tedavi süreci düzenli olarak gözden geçirilmelidir. Nefes almak, hayatın en temel konforudur ve bu konforun bozulması fiziksel, ruhsal ve sosyal hayatı olumsuz etkiler. Yaşanan sıkıntıların normalleştirilmemesi ve daha rahat nefes almanın herkesin hakkı olduğu unutulmamalıdır.
Dr. Savaş, hastaların geceleri öksürük olup olmadığını, haftada kaç kez nefes darlığı hissettiğini, günlük aktivitelerinin kısıtlanıp kısıtlanmadığını ve ilaçlarını düzenli ve doğru kullanıp kullanmadıklarını sorgulamaları gerektiğini belirtti. Şikayetlerin devam etmesi halinde mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulması önerilir. Astım teşhisi, hayatı kısıtlamak zorunda olunan bir durum değildir; doğru tedavi ve takip ile hastalar aktif ve kaliteli bir yaşam sürdürebilirler.