Hızla Yayılan Bir Hastalık: Alpha-Gal Sendromu Bilim insanlarına göre bu gizemli hastalık, başta ABD olmak üzere dünya çapında hızla yayılıyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre ülkede yaklaşık 450 bin kişi bu sendromdan etkilenmiş olabilir. Hastalığın Gelişimi Alpha-gal sendromu, adını “galaktoz-alfa-1,3-galaktoz” adlı bir şeker molekülünden alıyor. Bu molekül, inek, domuz, tavşan ve geyik…
Bilim insanlarına göre bu gizemli hastalık, başta ABD olmak üzere dünya çapında hızla yayılıyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre ülkede yaklaşık 450 bin kişi bu sendromdan etkilenmiş olabilir.
Alpha-gal sendromu, adını “galaktoz-alfa-1,3-galaktoz” adlı bir şeker molekülünden alıyor. Bu molekül, inek, domuz, tavşan ve geyik gibi memelilerin dokularında doğal olarak bulunuyor ancak insanlarda bulunmuyor. Bu şekeri içeren bir kene salyası kana karıştığında, bağışıklık sistemi onu tehdit olarak algılıyor ve antikor üretmeye başlıyor. Daha sonra et veya süt ürünleri gibi alpha-gal içeren besinler alındığında, bağışıklık sistemi bu moleküle karşı yanlışlıkla alerjik tepki veriyor.
Alpha-gal sendromunda semptomlar, enfekte keneyle temastan 1 ila 3 ay sonra ilk kez görülebiliyor. Et veya süt tüketiminden 2 ila 6 saat sonra baş gösteren belirtiler şunları içerebilir: şiddetli kaşıntı ve cilt döküntüsü, karın ağrısı, mide bulantısı, ishal, ağız, yüz veya boğazda şişme, anafilaktik şok (hayati tehlike arz edebilir).
En bilinen taşıyıcı, ABD’nin güneydoğusunda yaygın olan lone star tick (yalnız yıldız kenesi). Ancak artık araştırmalar, Avrupa dahil 6 kıtada farklı kene türlerinin bu hastalığı bulaştırabileceğini gösteriyor.
Alpha-gal sendromunun kesin bir tedavisi bulunmamakla birlikte, alerjik reaksiyon riskini azaltmak için bazı önlemler alınabilir. Etiketleri dikkatle okumak, yeni kene ısırıklarından korunmak, EpiPen taşımak, besin seçimlerine dikkat etmek ve uzmana danışarak test yaptırmak önemlidir.
Hangi bireylerin alerji geliştirdiği tam olarak bilinmezken, araştırmaların devam ettiği ve önümüzdeki yıllarda bu hastalıkla ilgili önemli gelişmelerin beklendiği belirtiliyor.